AnasayfaPortalliTakvimGaleriSSSAramaKayıt OlÜye ListesiKullanıcı GruplarıGiriş yapchat box
Paylaş | 
 

 7. sınıflara FEN VE TEKNOLOJİ KONULARI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Rei~Mars
sailor mod
sailor mod


Kadın Mesaj Sayısı: 662
Yaş: 19
nerden?: mars krallığı
puan: 762
favori animeleri: sailor moon,naruto,kkj
Kayıt tarihi: 28/10/07

Character sheet
animanga world:
usagitusikino: 0

MesajKonu: 7. sınıflara FEN VE TEKNOLOJİ KONULARI   Cuma Kas. 09, 2007 7:47 pm

Besin maddelerinin içeriklerine göre
karbonhidrat, yağ, protein, vitamin, su ve mineraller olarak gruplandırıldığını
biliyoruz. Besin içerikleri büyük moleküllerdir. Büyük moleküllü besin
içeriklerinin hücrelerimizin kullanabileceği kadar küçük moleküllere
parçalanması gerekir. Yediğimiz besinler hücrelerimize geçebilecek duruma
sindirim işlemi sonucunda gelir.

Sindirim
büyük moleküllü besin içeriklerinin hücrelerimizin kullanabileceği kadar küçük
moleküllere dönüştürülmesidir. Öyleyse vücudumuzda sindirim nasıl Gerçekleşir?
Besinlerin hücrelerimiz tarafından kullanılabilecek kadar küçük parçalar bölerek
kana geçişini sağlamak sindirim sisteminin
görevidir.

Sindirim çiğnemeyle başlar. Besinlerin çiğneme ve kas hareketleriyle küçük
parçalara ayrılması mekanik sindirimdir. Besinlerin
enzim adı verilen bazı salgılar yardımıyla parçalanmasına ise
kimyasal sindirim denir.



Sindirim:
Büyük moleküllü besin maddelerinin, sindirim sistemi organlarında
parçalanarak, kana geçebilecek hale gelmesine sindirim denir.

Büyük moleküllü besin maddeleri:

Karbonhidratlar
------------------>Glikoz

Proteinler
------------------>Amino asit

Yağlar
------------------>Yağ asidi+ gliserol (gliserin)

Şeklindeki küçük moleküller haline gelerek kana geçerler.



Sindirim faaliyetleri iki çeşittir: Mekanik sindirim ve Kimyasal sindirim



1) Mekanik Sindirim: Besinlerin sindirim enzimleri
kullanılmadan, yalnızca fiziksel olarak – dil, diş, mide, bağırsak hareketleri
sayesinde- parçalanıp, küçük parçacıklar haline getirilmesidir. Yani besinlerin
kesilmesi, parçalanması, mide ve bağırsaklarda salgılanan sular sayesinde boza
kıvamına getirilmesidir.

2) Kimyasal Sindirim: Parçalanmış ve sulandırılmış
besinlerin enzimler yardımıyla ( tükürük, mide ve bağırsak öz suları, pankreas
ve karaciğer salgılarıyla) kimyasal değişime uğrayıp, yapı taşlarına
parçalanmasına denir. Kimyasal sindirimde mutlaka enzim ve su kullanılır.





Kimyasal
Sindirimin Özeti





Salgılanan Yer
Sindirdiği Sindirim Sıvısı
Besinler


Tükürük Bezleri
Tükürük
Karbonhidratlar


Mide
Mide öz suyu
Proteinler


Karaciğer
Öd (safra)
Yağlar


Pankreas
Pankreas öz suyu
Karbonhidratlar ,Yağlar ,Proteinler


İnce bağırsak
Bağırsak öz suyu
Karbonhidratlar Proteinler





Önemli NOT:



*Kimyasal
sindirimde enzimlerin besin içerikleri küçük moleküllere parçalanmaktadır. Besin
içeriklerinin her biri sindirim sırasında küçük moleküllere parçalanır.

*Beslenme:
Hücrelerin canlılığını koruması ,yeni bileşikler sentezlemesi
enerji kaynağı olarak kullanması için dışardan karbonhidrat , yağ , vitamin su
ve minerallerin alınması olayıdır.

*Bir hücreliler , süngerler vb basit
yapılı hücrelerin içindeki besinler kofullarında sindirilir.

*Yutma:besinlerin
ağızdan mideye ulaşması olayıdır. Yutma sırasında soluk borusuna besin kaçmasını
önlemek için anlık olarak solunum durur.








Sindirim Sistemimizi Oluşturan
Yapı ve Organlar







_________________
LuCY KouTa

imza için chibi_chibi_tr ye çooook teşekkürler.

elfen lied fanlarını beklerim
http://elfenlied.worldgoo.com/index.htm
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://sailormoonworld.nice-forum.com/index.htm
Rei~Mars
sailor mod
sailor mod


Kadın Mesaj Sayısı: 662
Yaş: 19
nerden?: mars krallığı
puan: 762
favori animeleri: sailor moon,naruto,kkj
Kayıt tarihi: 28/10/07

Character sheet
animanga world:
usagitusikino: 0

MesajKonu: Geri: 7. sınıflara FEN VE TEKNOLOJİ KONULARI   Cuma Kas. 09, 2007 7:49 pm




Ağız:
Besinlerin mekanik sindirimi çiğneme ile gerçekleşir.
Karbonhidratların kimyasal sindirimi ise tükürük içerisinde bulunan enzimler
sayesinde başlar.

Yanaklar, dudaklar, küçük dil ve
damak tarafından çevrilmiş boşluktur. Ağızda dişler, dil ve tükürük bezleri
bulunur.

a)Dişler: Dişler besinleri parçalayıp öğüterek mekanik sindirimi
başlatır. Yetişkin bir insanda 32 tane diş bulunur. Bir dişe dıştan bakıldığında
taç, boyun, kök olmak üzere üç kısım vardır.

Taç: Dişin dıştan görünen, beyaz kısmıdır. Mine ve dentin tabakaları buradadır.

Boyun: Taç ile kök arasındaki, diş etlerinin sarıldığı kısımdır.

Kök: Dişin çene kemiğine yerleştiği kısımdır.

Not: Dentin (fildişi ) tabakasının içinde diş özü bulunur ve canlıdır. Mine
tabakası, sıcak, soğuk ve sert şeylerden çatlar. Bu çatlağa yerleşen mikroplar
dişin çürümesine yol açar. Çürük, diş özüne ulaşırsa ağrı yapar.

b) Dil: Ağızda lokmayı çeviren ve dişlere sevk eden kısımdır. Çizgili
kastan yapılmış olup, üzerinde tad alma hücreleri vardır. Dil, aynı zamanda
konuşma organımızdır.

c) Tükürük Bezleri: Tükürük bezleri yüz kasları arasına yerleşmiş, üzün
salkımı şeklindeki bezeler olup, tükürük salgılar. Tükürük, çoğu sudan ibaret
olan bir sıvıdır. İçerisinde mukus, amilaz (pityalin) enzimi ve madensel tuzlar
bulunur.

Tükürük bezleri üç tanedir: 1- Kulak altı 2- Dil altı 3- Çene altı. Kulak altı
bezlerinin iltihaplanması kabakulak hastalığıdır.




Yutak: Besinlerin ağızdan yemek borusuna iletilmesini sağlar.Yutakta
sindirim olmaz.



Yemek Borusu: Besinleri yapısında bulunan kaslar yardımıyla mideye
iletir.Yemek borusunda sindirim gerçekleşmez.
Mide:
Besinlerin mekanik sindirimi, midenin kasılıp gevşeme hareketi ile
devam eder. Kimyasal sindirim ise mide öz suyu içinde bulunan mide asidi ve
enzimler tarafından gerçekleştirilir. Böylece, besinler parçalanarak küçük
moleküller hâline getirilmiş olur. Proteinlerin sindirimi midede başlar.

Mide, karın boşluğunun sol
tarafında, diyaframın altında yer alan, çaydanlık biçiminde bir torbadır. Mide,
üst taraftan mide ağzı (kardia kapakçığı ) ve alt taraftan mide kapısı (pilor
kapağı) ile on iki parmak bağırsağına bağlanır.

Midenin yapısı üç tabakadır: en dışta zar (periton) , ortada kas, en içte ise
mukoza tabakaları bulunur.

Midenin en içindeki mukoza tabakasında bulunan mukoza hücreleri, şekil
değiştirerek mide bezlerini oluşturur. Mide bezleri önemlidir çünkü mide öz suyu
salgılarlar.

Mide öz suyunda; hidroklorik asit (HCl), pepsin enzimi ve lap enzimleri bulunur.


*Hidroklorik asit hem diğer enzimlerin etkinliğini
artırır, hem de besinlerle gelen mikropları öldürür. Midemiz bu asitten
etkilenmez çünkü mukoza tabakasının ürettiği mukus mide çeperini korur. Aksi
halde mide delinir ve ülser oluşur.

*Ayrıca mukus sayesinde ve mide kaslarının hareketi sayesinde mideye gelen
besinler yumuşar. Bu da midede gerçekleşen mekanik
sindirimdir
.

*Proteinlerin kimyasal sindirimi ilk olarak midede
gerçekleşir
. Mide öz suyu, pepsin ve lap enzimleri sayesinde proteinler
yapı taşlarına ayrılmaya başlar.

Midede sindirim besinlerin çeşidine göre 1- 4 saat sürer. Bu süre içinde mide
alt kapısı pilor, ara ara açılarak besinlerin, ince bağırsağın on iki parmak
bağırsağı kısmına aktarılması sağlanır.

İnce Bağırsak: Yağların kimyasal sindirimi burada başlar. İnce bağırsağa
gelen pankreas öz suyu ile yağların, karbonhidratların ve proteinlerin sindirimi
tamamlanır. B esinler ince bağırsakta en küçük moleküllerine kadar parçalanır.
Bu moleküllerin ince bağırsaktan kan damarlarına geçmesi olayına emilim adı
verilir. İnce bağırsak, sindirim sistemimizin en uzun bölümüdür.

İnce Bağırsak
7- 8 m. Uzunluğunda, 2–3 cm genişliğinde olup, mide kapısından sonra
gelen kısımdır. Yapısı mide gibi üç katlıdır: En dışta periton ( zar), ortada
kaslar, en içte bağırsak epiteli bulunur.

Onikiparmak bağırsağı: İnce bağırsağın mide ile
birleşen ilk kısmına onikiparmak bağırsağı denir. ( ilk 20 -25 cm’lik

kısım) . Kıvrımlı bir yapıya sahiptir. İnce bağırsağın en önemli kısmıdır.
Buraya karaciğerin safra salgısı (koledok kanalı ile) ve pankreasın sindirim
enzimleri (virsung kanalı ile ) boşaltılır.

*Onikiparmak bağırsağında karbonhidrat, protein ve
yağların sindirimi gerçekleşir
. Yağların sindirimi, karaciğerden gelen
safra salgısının etkisiyle ilk kez burada başlar. (
safra bir enzim değildir. Yağları yapı taşına ayırmaz, yağ damlacıklarına
dönüştürür.)

Onikiparmak bağırsağından sonra gelen ince bağırsağın diğer kısımları kıvrımlar
yaparak uzanır. İnce bağırsağın iç yüzeyinde salgı bezleri ile villus denilen ve
sayıları 5 milyonu bulan tümürler vardır.

Salgı bezleri, karbonhidrat, protein ve yağların sindirimini sona erdirecek
enzimler üretir. Kimyasal sindirim ince bağırsakta son
bulur
. Villuslar sayesinde ise emilim yüzeyi artmış olur ve
sindirilmiş besinlerin emilimi kolaylaşır.



İnce Bağırsağının Görevi:
Ağızda kısmen sindirilmiş karbonhidratlar ile midede kısmen sindirilmiş
proteinlerin ve sindirimi henüz başlamamış olan yağların sindirimini
gerçekleştirmek ve tamamlamaktır. Diğer görevi ise, villuslar sayesinde
sindirilen besinlerin emilmesini ve böylece kana karışmasını sağlamaktır.



Böylece şimdiye kadar anlattığımız süreçte:

Proteinler
-------------->amino asitlere

Karbonhidratlar -------------->glikoza

Yağlar
-------------->yağ asidi ve gliserin ( gliserol) e dönüştürülmüş olur.

Su, mineraller ve vitaminler sindirime uğramazlar.


Kalın Bağırsak: Besinler içerisinde kalan su, kalın bağırsak tarafından
emilir. Atık maddeler ise sindirim sisteminin son bölümü olan anüse gönderilir.



Kalın Bağırsak İnce bağırsaktan anüse
kadar yaklaşık 6 cm çapında, 1,5 m uzunluğunda bir borudur. İnce bağırsakla
kalın bağırsağın birleştiği yerde kör bağırsak bulunur. Kör bağırsaktan çıkan
parmak şeklindeki uzantıya apandis denir. Apandisin iltihaplanmasına ise
apandisit denir. Kalın bağırsağın dışa açılan
kısmına anüs denir.



Sindirilen
Besinlerin Kana Geçmesi


Besin maddelerinin sindirimi tamamlandıktan sonra dolaşım sistemine
aktarılmasına emilim denir. İki yolla olur:

1- Kılcal Kan Damarlarıyla: Glikoz (şeker) , amino
asit, mineraller, suda çözünen vitaminler (B ve C ) ve su, villuslar tarafından
emilerek, kılcal kan damarlarına geçer. Ve kan damarları aracılığıyla önce
karaciğere taşınır. Karaciğerde zehirlerinden arındırılır. Protein – şeker oranı
ayarlanır. Kandaki şeker dengesi sağlanır. Buradan kalbin sağ kulakçığına
taşınır.

2- Lenf Yoluyla: Yağ asidi ve gliserin ve yağda
çözünen vitaminler (A,D,E,K ), villuslardaki lenf damarlarıyla emilir. Lenf
sistemine karışır. Bu yolla kalbin sağ kulakçığına taşınır.

Yağ asidi ve gliserin, lenf damarlarından geçerken üzerleri ince bir protein
kılıfla kaplanarak yağ molekülü oluşturulur. Çünkü gliserin alkol özelliği
taşır. Alkol, hücre zarını erittiğinden doğrudan kana karışması zararlıdır

!!!! Kalın bağırsakta kimyasal ya da mekanik sindirim
yapılmaz !!!!




Yalnızca ince bağırsakta sindirilemeyen atıklar buraya taşınır. Gelen atıklara
karışan su ve mineraller gibi yararlı maddeler emilerek kana verilir. Arta kalan
maddeler, kalınbağırsağın son kısmı olan rektuma gelir ve anüsten dışarı atılır.





Sindirim sisteminin her yerinde bulunan çürükçül bakteriler en çok kalın
bağırsakta bulunur. Dışkının rengi ve kokusu bu bakterilerden kaynaklanır.
Ayrıca kalın bağırsakta yaşayan yararlı bakteriler B ve K vitamini sentezler.
Anüs:
Besin maddelerinin vücudumuz tarafından kullanılamayan bölümü anüs
yoluyla atık madde olarak vücuttan uzaklaştırılır.

Sindirime Yardımcı Organlar




Karaciğer: Safra adı verilen
bir salgı üretir. Safra salgısı bir kanal yoluyla, yağların kimyasal sindirimini
gerçekleştirmek üzere ince bağırsağa gönderilir.



Karaciğer Vücudun en büyük organı
olup ( yaklaşık 2 kg kadar), karın boşluğunda ve sağ üst kısmında yer alır.
Karaciğer sağ lob ve sol lob olmak üzere iki kısma ayrılır. Loblarda
öd salgısı ( safra ) üretilir. Karaciğerden ayrılan
bir kanal, loblarda üretilen safrayı safra kesesine taşır.

Safra kesesinden çıkan koledok kanalı ise, safra salgısını on iki parmak
bağırsağına taşır. Burada safra salgısı yağları yağ damlaları şeklinde inceltmek
ve böylece yağların sindirim yüzeyini artırmak için kullanılır.

Safra salgısı yavaş yavaş suyunu kaybederse safra taşları oluşur. Bu durumda
koledok kanalı tıkanabilir. Safra geri emilerek kana karışır ve kan yoluyla
dokulara taşınır. Böylece, sarılık hastalığı
oluşur.

Karaciğerin Görevleri:

Karaciğerin 400 ‘e yakın görevi vardır. Bunlardan bazıları şöyledir:

1- Yağların sindirimini hızlandıran ve rektumda zararlı bakterilerin üremesini
engelleyen safra sıvısı üretmek.

2- A, D, E, K , B 12 vitaminlerini depolamak, A vitamini üretmek.

3- Enerji kaynağımız olan glikozu, karaciğerde glikojen şeklinde depolayıp,
insülin hormonu denetiminde kana vermek.

4- Bazı zararlı maddeleri zararsız hale getirmek.

5- Kanın pıhtılaşmasında görev alan proteinleri üretmek.

6- Protein, yağ ve karbonhidrat metabolizmasını düzenlemek. Proteinlerin
karbonhidrat ve yağa dönüşmesini sağlamak.

7- Lenf yapımında görevlidir.

8- Proteinlerin parçalanması sonucu açığa çıkan amonyağı, daha az zehirli olan
üre haline dönüştürmek.

9- Yaşlı alyuvarların parçalanması ile açığa çıkan demiri depolamak. Ve alyuvar
hücresi üretmek.



Pankreas: Pankreas öz suyunu salgılar. Pankreas öz suyu proteinlerin,
karbonhidratların ve yağların kimyasal sindirimini gerçekleştiren enzimler
içerir.

Midenin sol alt kısmında yer alır.
Uzunca bir yaprağı andırır. Ortasında boydan boya uzanan bir kanal vardır.
Pankreas hem hormon, hem de enzim salgılayan karma bir bezdir.

* Pankreas, ince bağırsağın uyarması sonucu öz su salgılar. Pankreas öz suyunda
lipaz, amilaz ve tripsinojen enzimleri bulunur.

Lipaz, amilaz ve tirpsinojen enzimleri, protein, yağ ve karbonhidrat
sindiriminde etkilidir. Pankreas, bu enzimleri virsung kanalı ile onikiparmak
bağırsağına aktarır.

* Pankreas aynı zamanda insülin ve glukagon hormonlarını salgılar ve doğrudan
kana verir. İnsülin kandaki şeker oranını azaltıcı etki yapar. Glukagon ise
kandaki şeker oranını artırıcı etki yapar. İnsülin hormonunun çeşitli sebeplerle
yeterince salgılanamaması şeker hastalığına yol açar. Çünkü böyle bir durumda
kandaki şeker miktarı yükselir.



Önemli NOT:

*Ağızda Mekanik
Sindirim:
Ağza alınan besinlerin tükürük sıvısıyla ıslatılıp, dişler
yardımıyla parçalanması olayıdır.

*Ağızda Kimyasal Sindirim: Ağza alınan nişastalı
besinlere, tükürük sıvısı içindeki pityalin enzimi etki ederek, nişastayı bir
çeşit şekere (glikoza ) çevirir. Nişastalı besinlerin ağzımızda tatlanmasının
sebebi budur. Yani karbonhidratların sindirimi ağızda başlar.

*Sindirim sistemi yapı ve organlarına
sırası ile ağız, yutak, yemek borusu, mide, ince
bağırsak, kalın bağırsak ve anüs dür.

*Sindirimin
sadece midede gerçekleşmez. Besinlerin ağız ve midede
mekanik
, ağız, mide ve ince bağırsaklarda ise
kimyasal
sindiriminin gerçekleşir.

*Enzim:Canlılarda
meydana gelen kimyasal reaksiyonları hızlandıran protein yapısındaki
maddelerdir. Sindirim sırasında kimyasal sindirimde görev alırlar.

*Karaciğer yalnızca sindirimde
görev almaz. Karaciğerin vücuttaki diğer görevleri ise;
Zehirli maddelerin zehirsiz hale getirilmesi , A vitamini
sentezlenmesi , kanın pıhtılaşmasını önleyici madde üretimi , yaşlı alyuvar
hücreleri parçalama ve fazla karbonhidrat ve proteinleri yağa dönüştürmektir.

*Midede karbonhidrat sindirimi
görülmez

*Ağızda protein sindirimi yoktur.

*Yağların sindirimi yalnızca ince bağırsakta gerçekleşir. Ağız ve midede yağ
sindirimi olmaz..

_________________
LuCY KouTa

imza için chibi_chibi_tr ye çooook teşekkürler.

elfen lied fanlarını beklerim
http://elfenlied.worldgoo.com/index.htm


En son tarafından Cuma Kas. 09, 2007 8:15 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://sailormoonworld.nice-forum.com/index.htm
Rei~Mars
sailor mod
sailor mod


Kadın Mesaj Sayısı: 662
Yaş: 19
nerden?: mars krallığı
puan: 762
favori animeleri: sailor moon,naruto,kkj
Kayıt tarihi: 28/10/07

Character sheet
animanga world:
usagitusikino: 0

MesajKonu: Geri: 7. sınıflara FEN VE TEKNOLOJİ KONULARI   Cuma Kas. 09, 2007 7:50 pm



Yukarıdaki şekilde
Enzimler, büyük moleküllü karbonhidrat , protein ve
yağları (besin içeriklerini ) küçük moleküllere dönüştürür.Tespihi
tanelerine veya tarağı tırnaklarına ayırmak gibi bir olaydır.






Üstteki şemada sindirim sistemimizde
besin içeriklerinin kimyasal sindirim sırasında geçirdikleri değiiim
görülmektedir.(örnek olarak tespih gibi giren karbonhidratın tanelerine
parçalanışını sindirim organlarına göre gözleyebilirsiniz)



Önemli NOT:

*Besin
içeriklerinden karbonhidrat, yağ ve proteinlerin sindirime uğrar ve ince
bağırsaktan emilerek kana geçer.

*Su,
vitamin ve minerallerin sindirime uğramadan kalın bağırsaktan emilir ve kana
karışırlar.



Yukarıdaki şemada sindirime uğrayan
besinlerin bağırsaklardan kana, kandan da vücut hücrelerine geçişi
görülmektedir.



Önemli NOT:

*Besinlerin
Taşınması:
İnce bağırsağın yüzeyindeki villüsler içindeki
kılcal kan damarları ile protein ve
karbonhidratların yapı taşları , lenf kılcalları ile
yağların yapı taşları taşınır

Sindirim Sistemimizin Sağlığını
Korumak


Doğru
Beslenmeyi Öğrenmek:


Dengeli ve yeterli beslenmemiz
gerektiğini uzmanlardan ve büyüklerimizden sıkça duyarız. Dengeli ve yeterli
beslenmek niçin bu kadar önemlidir? Vücudumuzun günlük enerji gereksinimini
karşılamak, büyümemiz ve gelişmemizin sağlıklı olabilmesi için dengeli ve
yeterli beslenmemiz gerekir. Yemek yemek temel ihtiyaçlarımızdandır. Ancak
vücudumuz besinlerin ihtiyacımızdan fazla olan kısmını harcayamaz ve bunları
yağa dönüştürerek depolar. Depolanan yağlar ise zamanla şişmanlığa sebep olur.

Dengeli ve
yeterli beslenme
besin içerikleri olan protein, karbonhidrat, yağ,
vitamin, mineral ve suyun, ihtiyacımızı karşılayacak oranda ve birlikte
alınmasıdır.

Stres ile dengesiz ve yetersiz
beslenme sindirim sistemi sağlığını olumsuz etkileyen faktörlerdendir. Lifli
besinleri tüketmek ve dengeli ve yeterli beslenmek ise sindirim sisteminin
sağlığını olumlu etkiler.

Sindirim
sistemimizin sağlığını korumak için:


• Çok sıcak ve çok soğuk şeyler yiyip
içmemeliyiz.

• Lokmaları iyice çiğnemeli ve yavaş
yemeliyiz.

• Sofradan tam olarak doymadan
kalkmalıyız.

• Yemek sırasında ve yemekten sonra
fazla su içmemeliyiz.

• Yemekten sonra bir saat kadar
istirahat etmeliyiz.

• Yemeğe çiğ salata veya taze meyve
ile başlamalıyız.

• Kafeinli ve asitli içeceklerden
uzak durmalıyız.

Sindirim
Sistemi Hastalıkları:

Ülser: Mide öz suyunun mide ve onikiparmak
bağırsağını aşındırmasıdır.

Tifo: Kirli su ve mikroplu yiyeceklerle geçen
basillerin oluşturduğu bir hastalıktır.

Dizanteri: Basillerin ya da amiplerin kalın
bağırsağa yerleşerek yol açtıkları bir hastalıktır.

Kolera: Yiyecekler veya dışkıyla bulaşan virgül
şeklindeki bakterilerin oluşturduğu bir hastalıktır.

İshal: Bütün bulaşıcı hastalıklar, bağırsak
parazitleri, beslenme ve emilim bozukluklarında ortaya çıkan bir hastalıktır.


Gıda zehirlenmesi: Bozulmuş, mikroplu veya kirli
besinlerin yol açtığı bir hastalıktır.

Apandisit: Kör bağırsaktaki apandisin
iltihaplanmasıdır.

Alkolden ve
Sigaradan Uzak Durmak:


Alkol,
midenin iç yüzeyini örten tabakayı tahriş ederek gastrite ve kusmaya yol
açabilir. Midenin üst bölümüyle yemek borusunun alt bölümünde küçük yırtıklara
sebep olabilir. Alkolün uzun süre kullanılması özellikle B vitaminlerinin ve
diğer besinlerin emilimini engelleyebilir. Ayrıca yüksek miktarda tüketilen
alkol, karaciğer için önemli bir tehdit oluşturur. Sigara içme alışkanlığı da
benzer sorunlara yol açar. Sindirim sistemimiz yediğimiz besinlerin
sindirilmesini ve bu besinlerin ince bağırsak tarafından emilerek kanımıza
geçmesini sağlar. Sindirim sonucu oluşan küçük moleküller dolaşım sistemimiz
aracılığıyla hücrelerimize kadar taşınır. Vücudumuz besin içeriklerini enerji
üretmek, yapım ve onarımını gerçekleştirmek ve faaliyetlerini düzenlemek için
kullanır. Vücudumuz bu önemli görevlerini gerçekleştirmek için ihtiyaç duyduğu
besin içeriklerini besin gruplarından sağlar. Aşağıdaki metni okuyarak besin
gruplarının yeterli ve dengeli bir şekilde tüketilmesinin vücudumuz ve sindirim
sistemimizin sağlığı için önemini kavrayalım.

DENGELİ VE
YETERLİ BESLENMENİN ÖNEMİ


Sağlık Bakanlığı ve Hacettepe
Üniversitesi, vatandaşlarımızın beslenme konusunda bilinçlenmelerine katkıda
bulunmak amacıyla “Türkiye’ye Özgü Beslenme Rehberi”ni hazırlamıştır. Rehberde,
her gün alınması gereken temel besinler, yandaki dört yapraklı yonca şekli
üzerinde gösterilmiştir. Yoncanın her bir yaprağı bir besin grubunu
göstermektedir. Her bir besin grubu ve bunların vücudumuz için önemi aşağıda
belirtilmiştir.

SÜT GRUBU

Süt yoğurt, peynir ve süt tozu gibi
sütten yapılan besinlerdir. Bu besinler kalsiyum minerali ve yağ içerir.
Yetişkinlerin günde iki, çocukların ve gençlerin ise üç-dört porsiyon süt ve süt
ürünü tüketmeleri gerekir. (Bir orta boy su bardağı süt veya yoğurt ile iki
kibrit kutusu büyüklüğündeki peynir bir porsiyondur.)

Vücudumuz
İçin Önemi


• Süt ürünlerinde bulunan kalsiyum,
kemiklerimizin ve dişlerimizin sağlıklı gelişmesini sağlar.

• Hücrelerimizin çalışmasında önemli
rol oynar.

• Yoğurt yemek ve tuzlu ayran içmek,
ishal tedavisinde hayati önem taşır.

ET, YUMURTA VE
KURUBAKLAGİL GRUBU


Et, tavuk, balık, yumurta, kuru
fasulye, nohut, mercimek, ceviz, fındık, fıstık gibi yağlı tohumlu besinler bu
grupta yer alır. Bu besinler protein, mineral, vitamin, yağ ve karbonhidrat
içerir. Et, yumurta ve kurubaklagil grubundan günde iki porsiyon alınmalıdır.


Bu besinlerin her gün tüketilmesi
gereken miktarları şöyledir:

- Et, tavuk, balık vb. 50-60 g (iki
ızgara köfte kadar)

- Kuru baklagiller 90 g (bir çay
bardağının alabileceği kadar)

- Yumurta haftada üç-dört adet

Vücudumuz İçin
Önemi


• Büyümeyi ve gelişmeyi sağlar.

• Hücrelerimizin yenilenmesini ve
dokularımızın onarımını sağlar.

• Kan yapımında görevli önemli besin
içeriklerini sağlar.

• Sinir ve sindirim sistemlerimiz ile
derimizin sağlığında görev alan besin içerikleri en çok bu grupta bulunur.

• Hastalıklara karşı direncimizi
artıran besin içeriklerini sağlar.

• Özellikle protein ihtiyacının
arttığı bebeklik ve çocukluk dönemlerinde, bu gruptaki besin içeriklerinin
alınması önemlidir.

SEBZE VE MEYVE
GRUBU


Bitkilerin yenebilen her türlü kısmı,
sebze ve meyve grubu altında toplanır. Sebze ve meyvelerin içeriklerinin önemli
bir kısmını su oluşturmaktadır. Bunun yanında mineral ve vitamin bakımından
zengindir. Sebze ve meyve günde en az beş porsiyon (Bir orta boy elma, muz,
portakal veya iki fincan pişmiş sebze bir porsiyondur.) sebze ve meyve
tüketmemiz gerekir.

Vücudumuz İçin
Önemi


• Hücrelerimizin yenilenmesini ve
dokularımızın onarımını sağlar.

• Büyümemize ve gelişmemize yardım
eder.

• Deri ve göz sağlığımız için
önemlidir.

• Diş ve diş eti sağlığımızı korur.

• Hastalıklara karşı direncimizi
artırır.

• Kalp-damar hastalıklarının ve bazı
kanser türlerinin oluşma ihtimalini azaltır.

• Bağırsaklarımızın düzenli
çalışmasına yardımcı olur.

• Vücuda zararlı maddelerin vücuttan
atılmasına yardımcı olur.

EKMEK VE TAHIL
GRUBU


Buğday, pirinç, mısır, çavdar ve
yulaf gibi tahıllar ve bunlardan yapılan ürünler bu grup içinde yer alır. Bu
besinler vitamin, mineral, protein, yağ ve karbonhidrat içerir. Tahıl ürünleri
günde altı porsiyon tüketilebilir. (Bir dilim ekmek veya dört yemek kaşığı pilav
bir porsiyondur.)

Vücudumuz İçin
Önemi


• Vücudumuzun enerji kaynağıdır.

• Çavdar ve yulaf gibi lif içeriği
yüksek olan besinlerin tüketimi, bağırsaklarımızın düzenli çalışmasını sağlar.


Yeterli ve dengeli beslenebilmek için
dört farklı besin grubundaki bu yiyeceklerden her gün yeteri kadar tüketmeliyiz.
Besin gruplarında yer alan herhangi bir besin içeriğinin yetersiz alınması
durumunda, vücutta o besin içeriğinin görevi yerine getirilemez. Bunun sonucunda
da vücudun çalışması aksar ve bazı hastalıklar ortaya çıkar. Sağlığımızı
korumanın ve hastalıkları önlemenin temel şartı yeterli ve dengeli beslenmektir.

_________________
LuCY KouTa

imza için chibi_chibi_tr ye çooook teşekkürler.

elfen lied fanlarını beklerim
http://elfenlied.worldgoo.com/index.htm


En son tarafından Cuma Kas. 09, 2007 8:19 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://sailormoonworld.nice-forum.com/index.htm
Rei~Mars
sailor mod
sailor mod


Kadın Mesaj Sayısı: 662
Yaş: 19
nerden?: mars krallığı
puan: 762
favori animeleri: sailor moon,naruto,kkj
Kayıt tarihi: 28/10/07

Character sheet
animanga world:
usagitusikino: 0

MesajKonu: Geri: 7. sınıflara FEN VE TEKNOLOJİ KONULARI   Cuma Kas. 09, 2007 7:54 pm

Boşaltım
Sistemimiz Vücudumuzdan Atıkları Uzaklaştırır


Canlılar hayatsal
faaliyetlerini yürütebilmek için dışarıdan besin alırlar. Bu besinleri enerji
verici, yapıcı onarıcı ve düzenleyici olarak kullanırlar. Besin içeriklerinin
hayatsal faaliyetlerde kullanılmasından sonra kalan su,
madensel tuzlar, CO2, amonyak, üre ve ürik asit gibi zararlı maddelerin vücut
dışına atılmasına
boşaltım denir.Boşaltım
olayını gerçekleştiren sisteme de boşaltım sistemi
adı verilir. Boşaltım sistemi sayesinde sindirim sonucu hücrelerde oluşan artık
maddeler, dışarıdan vücuda girmiş olan zararlı maddeler ve yararlı olmasına
rağmen hücrelere fazla gelen maddeler vücut dışına atılır.

Vücudumuz için gerekli besin
içerikleri, enerji üretimi için, yapım-onarım için ve
düzenleyici
olarak kullanılır. Bu sırada vücudumuza zararlı olan ve
vücudumuzdan uzaklaştırılması gereken bazı atık maddeler de oluşur. Oluşan atık
maddeler vücudumuzdan boşaltımda görevli yapı ve organlar
tarafından uzaklaştırılır.



Atık Maddeleri
Vücudumuzdan Uzaklaştıran Organlar




Böbrekler, akciğerler, karaciğer,
deri ve kalın bağırsak atık maddeleri vücudumuzdan uzaklaştıran organlardır. Bu
organlar atık maddeleri idrar, solunum, terleme ve dışkı yoluyla atar.
Eğer bu atık maddeler vücudumuzdan uzaklaştırılmadıkları takdirde zehirleyici
olabilir. Bunun sonucu olarak vücudumuz görevlerini yerine getiremez. Aşağıdaki
şemayı inceleyelim



Deri
Vücudumuzdan suyun ve tuzun fazlasını terleme yoluyla dışarı atar.Aynı zamanda
bu sayede vücut sıcaklığı da korunmuş olur.

Akciğerler
Kan içindeki karbon dioksiti ve suyu soluk verme esnasında vücut dışına
atar.

Karaciğer
Proteinlerin sindirilmesi sonucunda oluşan zehirli bir maddeyi, daha az
zararlı olan üreye dönüştürür.

Kalın bağırsak
Su, safra ve besin atıklarının dışkı şeklinde vücuttan atılmasını sağlar.


Böbrekler
Kan içindeki zararlı atıkları ve üreyi süzerek idrar şeklinde vücuttan
uzaklaştırır.

Boşaltım
Sistemimizi Oluşturan Yapı ve Organlar


Besin içeriklerinin hücrelerimiz
tarafından kullanılması sonucunda atık maddeler oluşur. Oluşan bu atık maddeler
hücrelerimizden kanımıza geçer. Atık maddelerle

kirlenmiş kanın vücudumuza zarar vermemesi için bir an önce temizlenmesi
gerekir. Bu atık maddeler vücudumuzdan boşaltım
yoluyla uzaklaştırılır. Tıpkı fabrikaların zehirli atıkları temizleyerek
uzaklaştıran arıtma tesisleri gibi vücudumuzdan atık maddeleri uzaklaştıran ve
boşaltım sistemi adı verilen bir sistem vardır.

Boşaltım sistemimiz; böbrekler, üreter, idrar kesesi ve üretradan oluşur.
Böbrekler boşaltım sistemimizin önemli organlarından biridir.

Karaciğerin
boşaltımdaki görevi:
Hücrelerde solunum olayında bazı besinler
(proteinler) parçalandığında amonyak denilen ve çok zehirli olan bir sıvı
oluşur. Karaciğer, çok zehirli olan amonyağı, daha az zehirli olan üre ve ürik
aside çevirerek boşaltıma yardımcı olur.

Karaciğer, yaşlanmış alyuvarlar hücrelerini parçalar ve oluşan atıklarını safra
sıvısı ile bağırsaklara göndererek boşaltım yapar.

Böbreklerin Boşaltım Sistemi İçin Önemi

Böbrekler: Bel omurlarımızın iki yanında yer alan
organlarımızdır. Böbreğin şekli fasulyeye benzer. Yaklaşık uzunluğu 10 cm’dir.
Böbreklerimizin görevi, vücudumuzun çeşitli faaliyetleri sonucu oluşan atık
maddeleri kanımızdan süzerek uzaklaştırmaktır. Kanımızda atık maddelerin yanı
sıra karbonhidratların, yağların ve proteinlerin sindirilmesi sonucunda oluşan
küçük moleküller ile vitamin ve su gibi yararlı maddeler de bulunur. Öyleyse,
böbreklerimizin kanımızı süzerken kanımızın içindeki yararlı maddeleri koruyup
atık maddeleri uzaklaştırması gerekir. Peki böbrekler kanımızı süzerek nasıl
temizler? Kanımız, böbreğimizin temel birimi olan nefronlar tarafından süzülerek
temizlenir.

Önemli NOT:

*Böbrekler, vücutta yaşamsal
faaliyetler sonucu oluşan su, üre, ürik asit ve madensel tuzlardan oluşan atık
maddelerin kandan süzülerek idrar şeklinde vücut dışına atılmasını sağlar. Yani
insanlarda boşaltım olayını gerçekleştiren organ böbreklerdir.

*Süzüntüdeki suyun büyük bir bölümü,
glikoz ve diğer besin maddeleri öz bölgesindeki toplama kanalcıkları tarafından
emilerek tekrar kana geçer. Bu olaya geri emilim
denir. Böylece yararlı maddelerin vücut dışına atılması engellenmiş olur.
Süzüntüdeki su ve besinler emildikten sonra havuzcukta kalan sıvıya idrar denir


Her bir böbrekte, yaklaşık bir milyon nefron bulunur.

Nefronlar boşaltım maddelerini kandan süzer ve
idrar oluşumunu sağlar, böylece kanımızı temizler. Peki, böbreklerimiz idrarı
nasıl oluşturduğunu biliyor musunuz?

_________________
LuCY KouTa

imza için chibi_chibi_tr ye çooook teşekkürler.

elfen lied fanlarını beklerim
http://elfenlied.worldgoo.com/index.htm


En son tarafından Cuma Kas. 09, 2007 8:21 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://sailormoonworld.nice-forum.com/index.htm
Rei~Mars
sailor mod
sailor mod


Kadın Mesaj Sayısı: 662
Yaş: 19
nerden?: mars krallığı
puan: 762
favori animeleri: sailor moon,naruto,kkj
Kayıt tarihi: 28/10/07

Character sheet
animanga world:
usagitusikino: 0

MesajKonu: Geri: 7. sınıflara FEN VE TEKNOLOJİ KONULARI   Cuma Kas. 09, 2007 7:55 pm





1. Kan, böbrek atardamarları yoluyla böbreklere gelir ve nefronlarda süzülür.

2. Kan içindeki yararlı maddeler, süzülme sırasında nefronlarda emilir ve tekrar
kana geçer.

3. Süzülerek temizlenen bu kan, böbrek toplardamarı ile böbreklerden çıkar.

4.Süzülmeden sonra kalan tuzun ve suyun fazlası ile üre idrarı oluşturur.

5.Oluşan idrar, üreterde ve idrar kesesinde toplanır.

6.İdrar üretra ile vücuttan dışarı atılır.



Önemli NOT:

*Vücudumuzda
boşaltıma yardımcı olan organlar:
Terleme yolu ile atık maddeleri
vücuttan uzaklaştıran DERİ , Solunum sonucu atık
karbondioksit v su buharını atan AKCİĞER , bazı
maddelerin parçalanması sırasında oluşan zehirli maddeleri sindirim kanalına
boşaltan KARACİĞER

*Kanımız böbreğimizin temel birimi
olan nefronlar tarafından süzülerek temizlenir. Böbreklerimizin kanımızı süzerek
atıkları idrar şeklinde uzaklaştırır.

*Vücuda
pompalanan kan, karaciğere gelir ve kandaki amonyak, üre ve ürik aside çevrilir.
Kan daha sonra böbrek atardamarı ile böbreklere gelir. (Böbrek atardamarı,
aorttan ayrılan damarlardan biridir.)Böbreklere gelen kirli kandaki
su, üre, ürik asit ve madensel tuzlar, kabuk
bölgesindeki nefronlar tarafından süzülür. Süzülen ve temizlenen kan, böbrek
toplardamarı ile böbreklerden uzaklaştırılır.

*Dışkılama:
Sindirilmeyen besinlerin sindirim sisteminden atılması olayıdır. Boşaltım
olayı değildir.

*Damlama:Nemli
havalarda sabahın erken saatlerinde bitkilerin yaprakları üzerinde su
damlacıkları görülür . Bitki attığı bu su damlacıkları sayesinde bitkideki fazla
su ve mineraller bünyesinden atılır.

*Bitkiler
boşaltımı ;
su ve karbondioksiti yaprak gözeneklerinden ve yaprak dökümü
ve köklerden ise fazla su ve madensel tuz boşaltımı yapar.

*Tek
hücrelilerde
( Amip , öğlana , paremezyum gibi) boşaltımı hücre
zarından yaparlar

*Tek
delikliler:
Kurbağa , balık , sürüngen ve kuşlarda boşaltım ve üreme
tek bir açıklıktan yapılır. Buna göre bu delikten sperm , dışkı , yumurta çıkar.

*Memeli
erkeklerde:
İdrar ve sperm aynı delikten dışkı ayrı delikten atılır.

*Memeli
dişiler:
İdrar , dışkı ve yumurta 3 ayrı delikten atılır.



Boşaltım
Sisteminin Sağlığı ve Korunması :




1- Yeterli miktarda sıvı alınmalıdır. (Böbreklerin rahat çalışması için bol
sıvıya ihtiyacı vardır. Alınan sıvı miktarı sıcak ve kuru havalarda
arttırılmalıdır. Günlük en az 2 litre su alınmalıdır.)

2- İdrar uzun süre tutulmamalıdır. (Böbrek taşları oluşabilir).

3- Böbrekler ve idrar yolları soğuktan korunmalıdır. (Böbrek sağlığı için).

4- Aşırı acı ve baharatlı yiyecekler yenilmemelidir.

5- Düzenli banyo yapılmalıdır. (Derideki gözeneklerin açılması için).

6- İçilen su ve yenilen besinler temiz olmalıdır.

7- Böbrek iltihabı rahatsızlıklarında tedavi yarıda kesilmemeli ve ilaçlar
zamanında alınmalıdır.

8- Diş çürükleri ve boğaz iltihabı hemen tedavi ettirilmelidir. (Çürük veya
iltihaba yol açan mikroorganizmalar, kalıcı böbrek rahatsızlıklarına yol
açabilir.)

9- Kişisel temizliğe dikkat edilmelidir.



Diyaliz veya böbrek nakli


Böbrek yetmezliği olan hastaların
vücutlarında, böbrekler vasıtasıyla süzülmesi gereken idrarın bir kısmı kana
karışır. Böbrekleri çalışmayan ya da yetersiz çalışan

bu hastalar için diyaliz veya böbrek nakli tedavisi
uygulanır. Bu hastalar, yeterli sayıda organ nakli yapılamadığından böbreklerin
görevini yerine getiren diyaliz cihazlarına
bağlanır. Ancak diyaliz cihazına bağlanmak geçici bir çözümdür. Bu tedavi ile
hastalar tam olarak iyileşememekte, sadece kanlarının süzülerek temizlenmesi
sağlanmaktadır.



Ülkemizde
böbrek nakli ihtiyacı karşılanabiliyor mu?


Ülkemizde yaklaşık 30 bin kronik
böbrek yetmezliği hastası, haftanın üç günü diyaliz cihazına bağlı olarak
“böbrek nakli olabilmek umuduyla” hayatını sürdürmeye çalışmaktadır. Ancak bu
hastaların yılda sadece 600’ü bu imkânı elde edebiliyor. Ülkemizde bugüne kadar
toplam 4800 böbrek nakli yapılmıştır. Yeterli sayıda organ bağışı
yapılmadığından böbrek nakli ihtiyacı karşılanamamaktadır



Hastalara
böbrek nakli nasıl yapılıyor?


Yaşayan bir insanın böbreklerinden
birinin nakil ihtiyacı olan bir başkasına ameliyatla nakledilmesi şeklinde
yapılır. Ayrıca beyin ölümü geçekleşmiş bağışçının böbreğinin alınarak ihtiyacı
olan bir kişiye verilmesi yoluyla da gerçekleşir.



Önemli NOT:



*Uzun süre
idrar tutulursa ;
Bu durum sık sık yapılırsa idrar yollarında
mikroorganizmaların üremesi sonucu iltihaplanma ve ileri yaşlarda idrarı
tutamama gerçekleşebilir.



Boşaltım
Sisteminde (Böbreklerde) Görülen Hastalıklar :




Boşaltım sisteminde; böbrek iltihabı, böbrek taşı, böbrek yetmezliği, idrar
torbası ve idrar yolu iltihabı, nefrit, üremi, albümin, sistit, şeker hastalığı
ve yüksek tansiyona bağlı olan böbrek rahatsızlıkları görülür.



a) Böbrek İltihapları :

Böbreğin öz bölgesinde veya havuzcuğunda görülür. İdrar tutamama, bel ağrısı,
halsizlik, üşüme, ateşlenme gibi belirtileri vardır.



b) Böbrek Taşları :

İdrardaki madensel tuzların (kalsiyum tuzları, D vitamini ve azotlu
bileşiklerin), idrar kanalcıklarında veya havuzcukta veya idrar borusunda
birikmesi ile oluşur. Erkeklerde daha fazla ortaya çıkar. Sancı ve idrarda kan
görülmesi gibi belirtileri vardır. (Taş oluşumunun önlenmesi için günde
yeterince su içilmeli, süt ve süt ürünlerinin aşırı tüketiminden uzak
durulmalıdır.)

Böbrek taşlarının tedavi yöntemlerinden biri taş kırmadır. Bunun için yüksek
enerjili (ultrasonik) ses dalgaları kullanılır ve ses dalgaları cilde ve
böbreklere zarar vermeden taşları kırabilir. Kırılan taşlar idrarla dışarı
atılır. Büyük ve kırılamayan taşlar ise ameliyatla alınabilir.





c) Böbrek Yetmezliği :

Böbreklerin tamamen veya kısmen (%80) görevini yerine getirememesi hastalığıdır.
Bu hastalığı taşıyan insanların kanındaki su, üre, ürik asit ve madensel tuzları
temizlenmesi için DİYALİZ makinesine bağlanması veya böbrek naklini yapılması
gerekir.

Diyaliz makinesi, idrarla atılamayan su, üre, ürik asit ve madensel tuzların
kandan süzülerek kanın temizlenmesini sağlar. Bu yöntem, kalıcı tedavi sağlamaz.
Kalıcı tedavi için böbrek naklinin yapılması gerekir.

Organ nakli, canlı bir kişinin bir böbreğini (sağlıklı bir kişi tek böbrekle de
yaşayabilir ) ya da yeni ölmüş ama organları hala canlı birinin böbreğini alarak
yapılabilir.



d) Nefrit :

Nefronların iltihaplanması hastalığıdır. Yüz, göz ve ayak bileklerinde şişme
gibi belirtileri vardır. Bulaşıcı hastalıklar sonucu oluşur.



e) Üremi :

Böbrek yetmezliği sonucu idrarla atılması gereken zararlı ve atık maddelerin
atılamayıp kanda (vücutta) birikmesi sonucu ortaya çıkan hastalıktır.



f) Albümin :

Nefronların görevini yapamaması sonucu, proteinli maddelerin idrara geçmesidir.



g) Sistit :

Üreme organları veya kan yoluyla gelen mikropların, idrar yollarında oluşturduğu
yanmadır.

_________________
LuCY KouTa

imza için chibi_chibi_tr ye çooook teşekkürler.

elfen lied fanlarını beklerim
http://elfenlied.worldgoo.com/index.htm
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://sailormoonworld.nice-forum.com/index.htm
Rei~Mars
sailor mod
sailor mod


Kadın Mesaj Sayısı: 662
Yaş: 19
nerden?: mars krallığı
puan: 762
favori animeleri: sailor moon,naruto,kkj
Kayıt tarihi: 28/10/07

Character sheet
animanga world:
usagitusikino: 0

MesajKonu: Geri: 7. sınıflara FEN VE TEKNOLOJİ KONULARI   Cuma Kas. 09, 2007 7:59 pm

Denetleyici
ve Düzenleyici Sistemimiz




Vücudumuzda, bir dakika içerisinde,
sayamayacağımız kadar çok olay gerçekleşir.Bir saat veya bir gün içerisinde
gerçekleşen olay sayısını ise tahmin etmek çok zordur. Duyuları algılamak,
düşünmek, yürümek, konuşmak gibi birçok olay aynı anda gerçekleşir. Ancak bu
kadar çok ve karmaşık olan bu olaylar birbirinden bağımsız ve kontrolsüz
değildir. Bütün bu olaylar sistemlerimiz tarafından gerçekleştirilir.
Vücudumuzdaki sistemlerin düzenli, birbiriyle uyumlu ve sorunsuz olarak
çalışmasını, denetleyici ve düzenleyici sistemimiz
sağlar. Denetleyici ve düzenleyici sistemimiz, sinir sistemi ve iç salgı
bezlerinden oluşur.








Sinir
Sistemimiz











Konuşmak, acıkmak, yürümek, dengede
durmak, yazmak, ağlamak gibi birçok işi gün boyunca gerçekleştiririz.
Vücudumuzda bu işlerin gerçekleştiren sinir sistemidir.

Sinir sistemimiz, vücudumuzu ağ gibi
saran milyarlarca sinirden meydana gelir.
Vücudumuzu saran bu sinirleri, binlerce sinir hücresi (nöron) oluşturur.



Sinir sistemimiz merkezi ve çevresel
sinir sistemi olmak üzere iki bölüme ayrılır.



1. Merkezî
Sinir Sistemi


Vücudumuzun yönetimini ve denetimini merkezî sinir sistemi sağlar. Merkezî sinir
sistemi beyin, beyincik, omurilik ve omurilik soğanından oluşur. Beyin, beyincik
ve omurilik soğanı kafatasımızın; omurilik ise omurgamızın içinde yer alır.
Sizce, bunun sebebi ne olabilir? Merkezî Sinir Sistemimizi Oluşturan Organlar ve
Görevleri

Beyin: Beynimizin vücudumuzdaki hangi olayların
gerçekleşmesini sağladığını biliyor musunuz? Merkezî sinir sistemimizin en
gelişmiş organı olan beynimiz, milyarlarca sinir hücresinden meydana gelir.
Vücudumuzun öğrenme, hafıza ve yönetim merkezi beynimizdir.

Beyin;

• Duyu organlarımızdan gelen bilgileri değerlendirir.

• Konuşmalarımızın ve istemli hareketlerimizin gerçekleşmesini sağlar.

• Acıkma, susama, uyku ve uyanıklık gibi yaşam olaylarımızı düzenler.

• Kan basıncımızı ve vücut sıcaklığımızı ayarlar.

• Merkezî sinir sistemimizdeki diğer organların yardımıyla organlarımızın ve
sistemlerimizin çalışmasını düzenler.

Beyincik: Bisikletimizi sürebilmemiz için dengede
durmamız gerekir. Peki vücudumuz dengesini nasıl sağlar? Vücudumuzun hareket ve
denge merkezi beyinciktir. Beynimizin arkasında ve alt tarafında yer alır.
Vücudumuzun dengesi bozulduğunda duyu organlarımızdan veya vücudumuzun diğer
kısımlarından gelen bilgileri alarak dengemizi sağlar.

Beyincik
vücudumuzun dengesini ayarlamak için;


• Kol ve bacaklarımızdaki kasların
birbiriyle uyumlu çalışmaları düzenleyerek hareketlerimizin dengeli olmasını
sağlar.

Omurilik
Soğanı:


Beynimizin
vücudumuzdaki diğer organlarla nasıl ilişki kurduğunu biliyor musunuz? Omurilik
soğanı soğana benzer bir şekle sahip olduğundan böyle isimlendirilmiştir. Beyin
ile omurilik arasında yer alır. Böylece beyin ve diğer vücut organları
arasındaki bağlantıyı sağlar. Omurilik soğanı,
isteğimiz dışında çalışan iç organlarımızın kontrol merkezidir.

Omurilik
soğanı;


Solunum, dolaşım, boşaltım ve sindirim
sistemlerimizin çalışmalarını düzenler.

• Nefes alma, yutma, öksürme, çiğneme, hapşırma ve kusma gibi olayları kontrol
eder.

Omurilik:

Omuriliğin merkezi sinir sistemindeki
görevini tahmin edebilir misiniz? Omurilik soğanından başlayıp kuyruk sokumuna
kadar uzanan omurilik omurgamız içerisinde yer alan bir sinir kordonudur.
Organlardan beyne ve beyinden diğer organlara gelen sinirler omurilikten geçer.Omurilik,
vücudumuzun refleks yönetim merkezidir.

Omurilik;

• Beyinle diğer organların arasındaki bilgi iletimini sağlar.

• Refleks davranışlarımızı gerçekleştirir.



2. Çevresel Sinir Sistemi

Merkezî sinir sistemi dışında yer alan milyonlarca sinir,
çevresel sinir sistemini
oluşturur. Çevresel sinir sistemi, merkezî sinir
sistemi ile organlar arasındaki iletişimi sağlar.



Sinir Sisteminde Mesaj iletimi Nasıl Gerçekleşir?

Sinirler beyin ve omurilikten çıkarak deri, gözler, kaslar, dişler ve kemiklerin
içi dâhil olmak üzere vücudumuzun her yerine dağılır. Sinirleri, telefon
kablolarına benzetebiliriz. Telefon kabloları gibi sinirler de bilgi taşıyarak
vücudumuzda iletişimi sağlar. Sinirler,
vücudumuzdan ve çevreden aldıkları bilgileri elektrik mesajları şeklinde,
beynimize iletir. Beynimiz gelen bilgiyi değerlendirerek bir cevap oluşturur.
Beyin oluşturduğu cevabı gerekli yapı ve organlara yine sinirler aracılığıyla
iletir.Sinirlerin bilgi taşıma özelliği sayesinde,
çevremizde ve vücudumuzda meydana gelen değişimler hakkında hızlı bir şekilde
bilgi ediniriz. Böylece vücudumuzun farklı kısımları düzenli ve birbiriyle uyum
içinde çalışır.



Önemli NOT:

• Vücudumuzda bulunan bütün
sinirlerin sinir sistemimizi oluşur.

• Sinir sistemimizin merkezî sinir
sistemi ve çevresel sinir sistemi olarak iki bölümden oluşmuştur.

• Merkezî sinir sistemini oluşturan
organların sinirlerden oluşmuştur.Merkezî sinir sisteminin vücudumuzda
gerçekleşen olaylardan kasların kontrolü, öğrenme, nefes alma, kalbin
atışı vb. kontrol eder.

• Merkezî sinir sistemi dışında
yer alan milyonlarca sinir çevresel sinir sistemini oluşturmuştur. Çevresel
sinir sisteminin, merkezî sinir sistemi ile organlar arasındaki iletişimi
sağlar.

_________________
LuCY KouTa

imza için chibi_chibi_tr ye çooook teşekkürler.

elfen lied fanlarını beklerim
http://elfenlied.worldgoo.com/index.htm
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://sailormoonworld.nice-forum.com/index.htm
Rei~Mars
sailor mod
sailor mod


Kadın Mesaj Sayısı: 662
Yaş: 19
nerden?: mars krallığı
puan: 762
favori animeleri: sailor moon,naruto,kkj
Kayıt tarihi: 28/10/07

Character sheet
animanga world:
usagitusikino: 0

MesajKonu: Geri: 7. sınıflara FEN VE TEKNOLOJİ KONULARI   Cuma Kas. 09, 2007 8:00 pm

Sinirler
Mesajları Beynimize Nasıl Taşır?


Vücudumuzun içinde veya çevremizde meydana gelen ve vücudumuzda belirli bir
tepkiye sebep olan fiziksel, kimyasal veya biyolojik etkilere (ses, ışık, koku,
tat, basınç gibi) uyarı denir. Uyarılar, duyu
organlarımızda bulunan özel hücrelerle alınır. Alınan uyarı sinirler ile merkezî
sinir sistemine taşınır. Uyarılar sinir hücrelerimizde

değişikliğe yol açar. Bir uyarının sinir hücresinde oluşturduğu değişikliğe
uyartı mesajı adı verilir.

Uyartı mesajını merkezî sinir
sistemine; merkezî sinir sisteminde bu mesaj için oluşan cevabı kaslara,
organlara ve salgı bezlerine sinirler iletir. Uyartı mesajı beynimizdeki ilgili
bölümde değerlendirilir ve uyarıya karşı bir cevap oluşur. Beynimizde oluşan bu
cevap yine sinirler aracılığıyla ilgili organ ya da yapılara iletilerek uyarıya
tepki verilir. Vücudumuzun içinde veya çevremizde meydana gelen uyarılar
vücudumuzda her zaman bu şekilde tepki oluşturmaz. Yemek yerken yutkunuruz. Göz
kapaklarımız gün boyu defalarca açılıp kapanır. Elimizi sivri bir cisme
değdirdiğimizde hemen geri çekeriz. Bunlar gibi birçok olay, düşünmemize bile
gerek kalmadan gerçekleşir. Hatta isteğimiz dışında yaptığımız bazı hareketler
bizi tehlikelere karşı korur.

Vücut sıcaklığımız biraz yükselince
terlemeye başlarız. Loş bir ortama girdiğimizde göz bebeklerimiz hemen büyürken
ışığa bakınca aniden küçülür. Gözümüze doğru gelen bir cisim karşısında
gözlerimizi farkında olmadan kapatırız. Bu hareketler
isteğimiz dışında gerçekleşir.


Refleks Nedir?

Yeni doğan bebeğin emme hareketi, yanan parmağın hızla geri çekilmesi, yüksek
sesten ürkmek, öksürmek, hapşırmak, yutkunmak gibi hareketleri düşünmeden
gerçekleştirdiğimizi fark ettiniz mi? Göz bebeğimizin ışıkta büyüyüp karanlıkta
küçülmesi de düşünmeden gerçekleştirdiğimiz hareketlerdendir. Bu hareketleri

niçin düşünmeden yapıyor olabiliriz? Peki bunlar vücudumuzda nereden kontrol
ediliyor olabilir?

Vücudumuzun dışarıdan gelen ışık, ses gibi bir uyarıya ani ve hızlı bir
hareketle tepki göstermesine refleks denir.
Refleksler, sürekli ve hızlı bir biçimde gerçekleşir ve

bu sayede vücudumuzun kendini savunmasını sağlar. Refleks hareketlerimiz
omurilik tarafından gerçekleştirilmesine rağmen beynimiz
tarafından kontrol edilir
.

Araba ve bisiklet sürmek, örgü örmek, dans etmek, yüzmek, limon görünce
ağzımızın sulanması gibi hareketler de reflekstir. Bu hareketleri ise
tekrarlayarak öğreniriz. Bunları bir kez öğrendikten sonra
bir daha unutmaz ve düşünmeden gerçekleştiririz
.



Önemli NOT:

• Yutkunmak, yanan parmağın
geri çekilmesi göz kapaklarının açılıp kapanması gibi düşünmemize bile gerek
kalmadan hatta isteğimiz dışında yaptığımız bazı hareketlerin
Refleks dir.

• Elimizi yanan bir muma
yaklaştırdığımızda derimizdeki acı hissini alan sinirler bunu omuriliğe iletir,
omurilik de hemen kaslarımızı kasılarak elimizi çekmemizi sağlar.



İç Salgı
Bezlerimiz











SALGI BEZLERİ



Vücudumuzda iki çeşit salgı bezi vardır.

1. Dış salgı bezleri : Salgılarını kendilerine ait
salgı kanallarına boşaltırlar.

Örnek :Pankreas,karaciğer ve safra kesesi, tükürük bezleri,ter bezleri,süt
bezleri

2. İç salgı bezleri : Salgılarını(hormon) doğrudan
kana verirler. Kan yoluyla tüm hücrelere taşınır .

Örnek : Pankreas,hipofiz,tiroit bezi, adrenal bez,eşey bezleri



HİPOFİZ BEZİ

- Büyümeyi,gelişmeyi ve cinsel hormonların oluşmasını sağlar.

- Büyüme döneminde az salgılanırsa cücelik,çok salgılanırsa devlik oluşur.

- Erkeklerde sperm,kadınlarda yumurta oluşumunda etkilidir.

- Vücudun su dengesini ve kan basıncını ayarlar.kemik oluşumunu sağlar.



TİROİT BEZİ

- Hücrelerde oksijen kullanımını düzenler.

-Büyüme sırasında kemikleşme sürecini hızlandırır.

- Vücuda yetersiz iyot alınırsa,çok çalışır,büyür ve tiroit hastalığı oluşur.

-Paratiroit bezleri kandaki kalsiyum ve fosfat dengesini düzenler.



BÖBREK ÜSTÜ BEZİ(=ADRENAL BEZ)

- Adrenalin salgısı;

- Korktuğumuzda ve heyecanlandığımızda çok salgılanır.

- Kalp atışlarını hızlandırır,kan basıncını artırır.

- Göz bebeğinin büyütüp küçülmesini sağlar

- Diğer salgılarıyla vücut sıvısında mineral dengesini düzenler.



PANKREAS

- Hem sindirim enzimi hem de hormon salgılar.(Karma bezdir)

- Kanda şeker az olursa GLUKOGEN salgılayarak şeker dengesini sağlar.

- Kanda şeker çok olursa İNSULİN salgılayarak şeker dengesini sağlar.



YUMURTALIK

- Salgıladığı hormonlarla dişi bireyin fiziksel özelliklerinin ortaya çıkmasını
sağlar.

- Ergenlik döneminden itibaren yumurta hücresinin üretilmesini sağlar.



TESTİS

- Salgıladığı hormonlarla erkeğe ait fiziksel özelliklerin ortaya çıkmasını
sağlar.

- Ergenlik döneminden itibaren sperm üretilmesini sağlar





Vücudumuzun doku ve organları
arasındaki işleyişi denetlemek ve düzenlemek sadece sinir sistemimizin görevi
değildir. Organ ve sistemlerimizin çalışmasının denetlenmesi ve düzenlemesi
genellikle sinir sistemimiz ile iç salgı bezlerimizin
birlikte çalışması sonucunda gerçekleşir.

iç salgı bezlerimiz, denetleme ve düzenleme görevlerini hormon adı verilen özel
salgıları üreterek yerine getirir. iç salgı bezlerinin ürettiği hormonlar
görevini düzenleyecekleri organlara, kan yoluyla, taşınır.
iç salgı bezlerimiz, denetleyici ve düzenleyici görevlerini yavaş, uzun sürede
ve sürekli gerçekleştirirken sinir sistemimiz, çok hızlı ve kısa süreli bir
şekilde çalışır. Her bir hormon, farklı organlar tarafından üretilir ve farklı
etkilere sahiptir. Aşağıdaki tabloda, bazı iç salgı bezlerimiz ile bunların
salgıladıkları hormonlar ve bu hormonların görevleri belirtilmiştir.

Tabloyu ve iç salgı bezlerimizi
gösteren insan modelini inceleyelim.










Önemli NOT:



* Hormon:
Vücudun belli bölgelerinden salgılanıp başka bölgelerindeki
hücreler üzerine etki eden kan yolu ile taşınan bileşiklerdir.

* Sinir sistemi canlılar içinde
sadece hayvanlarda bulunur.

* Pavlov :
Zil sesi ile bir köpeğe eş zamanlı yemek Koşullu ( Şartlı ) Refleks kazandıran
bilim adamı

• İç salgı bezlerinin
görevlerini hormon adı verilen özel salgılar üreterek yerine getirir. Hipofiz ve
diğer iç salgı bezlerinin hormonları kan damarlarına verirler.

• Menenjit, kuduz ve çocuk
felci mikrobik sinir sistemi hastalıklarıdır. Sinir sistemimizi bu
hastalıklardan korumak için aşılar kullanılmaktadır. Sinir hücreleri kendilerini
yenileyemedikleri için darbe ve çarpmalar sonucunda sinir sisteminde kalıcı
sorunlar ortaya çıkabilir. İç salgı bezlerimiz birbirinden bağımsız çalışmaz.
Herhangi bir salgı bezinde meydana gelen aksaklık vücudumuzda pek çok yapıyı
olumsuz etkiler.

Örneğin; hipofiz bezinin fazla hormon
salgılaması devlik, az hormon salgılaması ise cücelik, tiroit bezinin
salgıladığı tiroksin hormonunun az salgılanması veya iyot eksikliği guatr,
pankreasın insülin hormonu salgılayamaması ise şeker hastalığına sebep olur.

Denetleyici ve düzenleyici
sistemimizin sağlığının korunması için dengeli ve düzenli beslenilmesi gerekir.
Alkol, sigara ve uyuşturucu özellikle sinir sistemi için çok zararlı maddeler
olduğundan bunlardan kaçınılmalı, sinir sistemine zarar verebilecek ağır
sporlardan, ani hareketlerden, çarpma ve darbelerden kaçınılmalıdır.

_________________
LuCY KouTa

imza için chibi_chibi_tr ye çooook teşekkürler.

elfen lied fanlarını beklerim
http://elfenlied.worldgoo.com/index.htm
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://sailormoonworld.nice-forum.com/index.htm
Rei~Mars
sailor mod
sailor mod


Kadın Mesaj Sayısı: 662
Yaş: 19
nerden?: mars krallığı
puan: 762
favori animeleri: sailor moon,naruto,kkj
Kayıt tarihi: 28/10/07

Character sheet
animanga world:
usagitusikino: 0

MesajKonu: Geri: 7. sınıflara FEN VE TEKNOLOJİ KONULARI   Cuma Kas. 09, 2007 8:01 pm

Duyu Organlarımız



Çevremizi algılamamızda görevli olan
göz, kulak, burun, dil ve deri duyu organlarımızdır.

Duyu organlarımız birlikte
çalıştığında çevremizi algılamamız daha kolay ve doğrudur.Çevremizdeki
cisimlerin sesini, rengini, kokusunu, sertliğini, yumuşaklığını, sıcaklığını vb.
özelliklerini duyu organlarımız sayesinde hissederiz. Uyarıları dış ortamdan
alarak sinirlere aktaran, duyu organlarının yapısında bulunan özel hücrelere
duyu almaçları adı verilir. Farklı duyu
organlarımız için farklı almaçlar vardır. Uyarı, ilgili almaç tarafından
alındığı zaman uyartıya dönüşür. Uyartılar, duyu
almaçları sayesinde, duyu-sinir yolu ile beyindeki duyu merkezlerine iletilir.
Bu merkezler, kendilerine ulaşan uyartı mesajını değerlendirir, mesajın
gerektirdiği cevabı vücudun ilgili bölümlerine gönderir ve bu bölümlerin cevabı
yerine getirmesini kontrol eder. Bu sayede dış ortamdan gelen uyarıları
algılarız.



Önemli NOT:

* Duyu organlarımızın beraber çalışması
durumunda algılamamızın daha kolay ve doğru olur.

* Çevremizdeki cisimlerin sesini,
rengini, kokusunu, sertliğini vb. duyu organlarımız sayesinde hissederiz.

* Dış ortamdan duyu organlarımız ile
aldığımız uyarıları sinirlere aktaran özel hücrelere “duyu almaçları” adı
verilir. Duyu almaçlarının, duyu organlarının yapısında bulunur.

* Farklı duyu organlarımız için farklı
almaçlar vardır. Duyu almaçları sayesinde uyartıların, duyu-sinir yolu ile
beyindeki duyu merkezlerine iletilir. Beyindeki ilgili merkezin kendisine ulaşan
uyartı mesajını değerlendirip mesajın gerektirdiği komutları vücudun ilgili
bölümlerine verir ve bu bölümlerin verilen komutları yerine getirmesini kontrol
eder. Böylece dış ortamdan gelen uyarıların algılanması sağlanmış olur.




Görme Organımız
Göz




Aşağıdaki fotoğrafı inceleyerek gözümüzü koruyan ve görme işinde görevli olan
yapıların neler olduğunu söyleyebilir misiniz? Göz,
çevremizden aldığı ışık sayesinde görmemizi sağlayan duyu organımızdır.
Gözümüzü koruyan yapılar kaşlar, göz kapakları,
kirpiklerdir.Gözümüzde ayrıca gözyaşı bezleri ile göz yuvarlığını göz çukuruna
bağlayan ve bunların hareketini sağlayan kaslar bulunur. Aşağıda şekli
inceleyerek gözün görmesini sağlayan bölümler hakkında bilgi edinelim.






Göz sert tabaka, damar tabaka ve ağ
tabaka (retina) olmak üzere üç bölümden

oluşur.

Gözün Bölümleri

a) Sert Tabaka: Gözün dışında bulunan beyaz renkli
kısımdır ve gözü dış etkilerden korur. Işığı kıran bu tabakaya saydam tabaka
(kornea) adı verilir.

b) Damar Tabaka: Sert tabakanın altında yer alır ve
gözün beslenmesini sağlayan damarlardan oluşur. Damar tabaka, gözün ön
kısmındaki irisi oluşturur. iris gözün renkli kısmıdır. irisin ortasında bulunan
kısma göz bebeği adı verilir. iris, gözümüze gelen ışığın şiddeti fazla
olduğunda göz bebeğini daraltır, az ışıklı ortamlarda ise göz bebeğinin
büyümesini sağlar.

c) Ağ Tabaka (Retina): Işığa karşı duyarlı
almaçların bulunduğu kısımdır. Ağ tabakadaki sinirler birleşerek göz
yuvarlağının arka tarafından çıkıp beyne gider. Sinirlerin göz yuvarlağından
dışarı çıktığı yere kör nokta adı verilir. Kör nokta ışığa karşı duyarlı
değildir ve burada görüntü oluşmaz. Kör noktanın üst kısmında ve göz bebeğinin
hizasında bulunan çukur bölgeye sarı leke denir. Görüntü sarı lekede meydana
gelir. Ağ tabakanın ön kısmında göz merceği bulunur.



Nasıl
Görürüz?






1. Cisimlerden yansıyan ışık
ışınları, önce saydam tabakaya gelir ve burada kırılır. Kırılan ışın ardından
göz bebeğine gelir.

2. Göz bebeğinden gelen ışınlar, göz merceğinde tekrar kırılarak ağ tabaka
üzerine düşer.

3. Ağ tabakada yer alan sarı leke üzerinde ters bir görüntü oluşur. Oluşan
görüntü buradaki görme almaçları tarafından algılanır.

4. Algılanan görüntü, görme sinirleri vasıtasıyla beyindeki görme merkezine
iletilir. Ters görüntü, beyindeki görme merkezinde düz olarak algılanır. Böylece
görme gerçekleşir.



Göz
Kusurları ve Bu Kusurların Tedavi Yolları


Göz kusurları doğuştan olabileceği gibi sonradan da oluşabilir. Doğuştan olan
bazı göz kusurları şunlardır:

Renk körlüğü
(Daltonizm):
Kırmızı ve yeşil renklerin birbirinden ayırt edilemediği bir
göz kusurudur. Tedavisi yoktur. Yandaki resim renk körlüğünün belirlenmesinde
kullanılır.

_________________
LuCY KouTa

imza için chibi_chibi_tr ye çooook teşekkürler.

elfen lied fanlarını beklerim
http://elfenlied.worldgoo.com/index.htm


En son tarafından Cuma Kas. 09, 2007 8:23 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://sailormoonworld.nice-forum.com/index.htm
Rei~Mars
sailor mod
sailor mod


Kadın Mesaj Sayısı: 662
Yaş: 19
nerden?: mars krallığı
puan: 762
favori animeleri: sailor moon,naruto,kkj
Kayıt tarihi: 28/10/07

Character sheet
animanga world:
usagitusikino: 0

MesajKonu: Geri: 7. sınıflara FEN VE TEKNOLOJİ KONULARI   Cuma Kas. 09, 2007 8:04 pm





Şaşılık: Gözü hareket ettiren kasların uyumsuzluğu
sonucunda oluşur, ameliyatla giderilebilir.

Aşağıdaki çizelgede sonradan oluşan bazı göz kusurları, bu kusurlara sahip
kişilerin nasıl gördükleri ve bunların tedavi yolları verilmiştir.








Gözlük ve kontak lensler, bazı göz
kusurlarının tedavisinden kullanılan teknolojik araçlardandır. Saydam tabakadaki
saydamlığın bozulduğu veya yok olduğu ya da bu tabakanın şeklinin değiştiği
durumlarda hastalara kornea nakli yapılır.
Kornea nakli, gözün bozuk olan korneasının sağlam
bir kornea ile değiştirilmesi işlemidir.



Önemli NOT:



Göz görmemizi sağlayan duyu
organımızdır.

Göz kaşlar, göz kapakları, kirpikler
ve gözyaşı bezleri ile göz yuvarlığını göz çukuruna bağlayan ve bunların
hareketini sağlayan kaslardan oluşmuştur.

Gözün görmeyi sağlayan bölümlerinin
sert tabaka, damar tabaka ve ağ tabakadır.

İris gözümüze gelen ışığın şiddeti
fazla olduğu zaman göz bebeğini daralttır, az ışıklı ortamlarda ise göz
bebeğinin büyümesine sebep olur.



İşitme
Organımız Kulak




Kulaklarımız işitmemizi ve dengemizi sağlayan duyu organımızdır. Suya atılan bir
taşın oluşturduğu dalgalar gibi havada da ses dalgaları mevcuttur. Bu ses
dalgaları kulağımızdaki duyu almaçları ile algılanır. Aşağıdaki şekli
inceleyerek kulağın bölümleri hakkında bilgi edinelim.










Kulak dış, orta ve iç kulak olmak
üzere üç bölümden oluşur.

Kulağın Bölümleri

a) Dış Kulak: Kulak kepçesinden ve kulak yolundan
oluşur. Kulak yolunun sonunda kulak zarı bulunur. Kulak kepçesi kıkırdak bir
yapıya sahiptir. Kulak yolu, kulak kepçesini orta kulağa bağlayan bir kanaldır.
Kulağımız kulak kiri olarak adlandırılan bir sıvı salgılar. Bu sıvı, kulak
yolundaki kıllar ile birlikte kulağa giren toz vb. maddelerin kulak zarına
ulaşmasını engeller.

b) Orta Kulak: Orta kulakta çekiç, örs, üzengi
kemikleri, östaki borusu ve oval pencere bulunur. Üzengi kemiği vücudumuzun en
küçük kemiğidir. Çekiç kemiği kulak zarına, üzengi kemiği ise iç kulaktaki oval
pencereye temas eder. Bu özellikleri ile kulak kemikleri, kulak zarını iç kulağa
bağlayan bir köprü oluşturur. Östaki borusu orta kulaktan yutağa açılır. Böylece
orta kulak ile vücudun dışı arasındaki basınç farkını dengeleyerek kulak zarının
yırtılmasını engellemiş olur.

c) iç kulak: Dalız, salyangoz ve yarım daire
kanallarından oluşur. Dalız, oval pencereden gelen ses dalgalarını salyangoza
iletir. Salyangozda işitme sinirleri vardır ve gelen ses dalgaları işitme
sinirleri ile beyne iletilir. Vücudumuzun dengesinin bozulup bozulmadığını
beyinciğe bildirme işini salyangozun üst kısmındaki yarım daire kanalları yapar.



Önemli NOT:



İç kulakta
yarım daire kanalları
vücudun dengesini sağlanmasında önemli rol oynar.
Vücudun durumu değiştiğinde buradan beyne giden mesajlar sonucu beyin vücudun
konumunu değiştirip denge sağlar



Nasıl işitiriz?








1. Kulak kepçesi ile toplanan ses dalgaları kulak yolu ile kulak zarına gelir ve
zarı titreştirir.

2. Kulak zarının titreşmesiyle birlikte çekiç, örs ve üzengi kemikleri de
titreşir ve bu titreşim oval pencereye iletilir.

3. Üzengi kemiği, ses titreşimlerinin oval pencereden iç kulakta bulunan dalıza
iletmesini sağlar. Dalız, oval pencereden gelen ses dalgalarını salyangozdaki
yarım daire kanallarına gönderir.

4. Ses, yarım daire kanallarındaki işitme almaçları tarafından algılanır ve
işitme sinirleri aracılığı ile beyindeki işitme merkezine iletilir. Böylece
işitme olayı gerçekleşmiş olur.

işitme
Bozukluları ve Bunların Tedavi Yolları


Çevrenizde işitme bozukluğu olan kimseler var mı? işitme bozukluklarının sebebi
ne olabilir? işitme bozukluklarının birçok sebebi vardır. Bunların bazıları
işitme kaybına, bazıları da sağırlığa yani hiç duymamaya yol açabilir. işitme
bozuklukları doğuştan olabileceği gibi sonradan da oluşabilir. Kulak zarı
sertleşmesi, orta kulakta kemik kaynaması ve iç kulaktaki zedelenmeler
doğuştan olabilir
. Bazen bir hastalık ya da yüksek şiddette sesler kulağa
zarar verip işitme kaybına sebep olabilir. işitme kaybı oluşursa işitme cihazı
kullanılması gerekir.

işitme Cihazları: Dışarıdan gelen seslerin
şiddetini yükselterek onları kulağın duyabileceği seviyeye getiren küçük
elektronik aletlerdir. Genellikle iç kulakla ilgili işitme kayıplarında
kullanılır ancak bazen orta kulak rahatsızlıkları için de kullanılabilmektedir.
işitme cihazı sesi yükseltir ama işitme kaybını düzeltmez. Mikrofon, pil ve
kulaklık gibi bazı temel parçalardan oluşur. işitme cihazları duyma bozukluğu
olan her yaştaki insan tarafından kullanılabilir.

Wireless Teknolojisi: Duymayan kulaktan duyan ya da
az işitme kaybı olan kulağa kablosuz iletim sağlayan yeni bir teknolojidir.
Hasta bu cihazla, sesleri daha iyi duyar.



Dokunma
Organımız Deri


Deri, en büyük duyu organımızdır ve vücudumuzun dışını tamamen kaplar.
Ayrıca vücut ısısını ayarlar, solunum ve boşaltıma yardımcı olur ve vücudu dış
etkilerden korur. Derinin üzerinde dokunmayı, basıncı, ağrıyı, sıcağı, soğuğu
vb. duyuları algılayan almaçlar vardır.

Aşağıdaki şekli inceleyerek derinin bölümleri hakkında bilgi edinelim.








Deri, üst deri ve alt deri olmak
üzere iki tabakadan oluşur.

Derinin bölümleri

a) Üst deri: Derinin alt bölümlerini koruyan
tabakadır. Bu tabakada kan damarları ve sinirler bulunmaz. Üst derinin en dış
bölümü ölü hücrelerden meydana gelmiştir. Bu bölümün altında canlı hücrelerden
oluşan bir tabaka bulunur. Bu tabaka, deriyi güneşten gelen zararlı ışınlardan
korur. Üst deride ayrıca derinin rengini belirleyen hücreler de vardır.

b) Alt deri: Üst deriye göre daha kalın olan alt
deri, canlı hücrelerden oluşur. Alt deride kan damarları, kıl kasları, sinirler,
ter bezleri, yağ bezleri, kıl kökleri ve duyu almaçları yer alır. Bu bölümün en
altında ise yağ tabakası bulunur. Yağ tabakası vücudu çarpmalara ve vurmalara
karşı korur ve vücudun ısı kaybını önler. Burada yer alan ter bezleri, terleme
ile boşaltıma yardımcı olur.



Derimizle nasıl hissederiz?

Alt derideki duyu almaçları
sıcak, soğuk, basınç, sertlik, yumuşaklık gibi duyuları algılar. Duyu almaçları
ile alınan duyular, sinirler yoluyla beyne iletilir ve burada değerlendirilip
algılanır. Derinin her yerinde aynı oranda duyu almacı yoktur. Bu yüzden de
algılama duyusu derimizin her bölgesinde aynı değildir. Parmak uçları, dudaklar
gibi bölgelerde algılama daha fazladır.



Deri
Hastalıkları ve Bu Hastalıkların Tedavi Yolları


Deri hastalıkları fiziki sebeplerle (kesici, ezici vb. cisimler ile kimyasal
maddeler gibi) oluşabildiği gibi parazitler sebebiyle de ortaya çıkabilmektedir.
Bunlardan bazıları mantar hastalıkları ile pire ve kene gibi parazitlerin
ısırmalarından meydana gelen deri bozukluklarıdır. Deri iltihaplanmalarına yol
açan bazı mikroorganizmalar da derideki herhangi bir yaranın üzerine kolayca
yerleşebilir. Alerjik deri hastalıkları arasında ise kurdeşen ve egzama
sayılabilir. Bazı deri hastalıklarının teşhisinde
dermatoskop
adı verilen cihaz kullanılır.

Dermatoskop:

Açık tene sahip ve vücudunda çok sayıda ben bulunan kimselerle, daha önce aile
üyelerinden biri deri kanserine yakalanmış kişilerin vücutlarındaki güneş
lekeleri ve benler dermatoskop ile incelenir.
Dermatoskop ile yapılan inceleme sonucunda risk altında olduğu belirlenen
kişilere ya ilaç tedavisi uygulanır ya da cerrahi müdahalede bulunulur.



Önemli NOT:

Derinin vücudun dışını tamamen
kaplayan en büyük duyu organımızdır.

Derinin görevi vücut ısısını
ayarlamak, solunuma ve boşaltıma yardımcı olmak, vücudu dış etkilerden
korumaktır.

Derinin üzerinde dokunmayı, basıncı,
ağrıyı, sıcağı vb. duyuları algılayan almaçların verdır.

_________________
LuCY KouTa

imza için chibi_chibi_tr ye çooook teşekkürler.

elfen lied fanlarını beklerim
http://elfenlied.worldgoo.com/index.htm
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://sailormoonworld.nice-forum.com/index.htm
Rei~Mars
sailor mod
sailor mod


Kadın Mesaj Sayısı: 662
Yaş: 19
nerden?: mars krallığı
puan: 762
favori animeleri: sailor moon,naruto,kkj
Kayıt tarihi: 28/10/07

Character sheet
animanga world:
usagitusikino: 0

MesajKonu: Geri: 7. sınıflara FEN VE TEKNOLOJİ KONULARI   Cuma Kas. 09, 2007 8:05 pm

Koku ve Tat
Alma Arasında Bir İlişki Olabilir mi?




Koku ve tat alma organlarımız
birbiriyle uyumlu olarak çalışır. Dilimiz bir besinin tadını, burnumuz da
kokusunu algılar. Kokusu iyi alınamayan besinlerin tadı da iyi alınamaz.

Örneğin nezle olduğumuzda kokuları
tam olarak alamadığımız için besinlerin tadını da tam olarak alamayız.
Besinlerin tadını tam olarak alabilmek için burun ve dilin birlikte görev
yapması gerekir.



Koklama
Organımız Burun


Burun, koku alma ve solunum organımızdır. Bu organ, alınan havanın
temizlenmesini, ısıtılmasını, nemlendirilmesini ve kokusunun algılanmasını
sağlar. Bir süre aynı koku alınacak olursa bu koku bir müddet sonra hissedilmez.
Ancak ortama değişik bir koku geldiğinde bu yeni koku fark edilir. Burnun
yapısını, bölümlerini ve çevresinde yer alan sinüsleri aşağıdaki şekil üzerinde
inceleyelim.








Burun, kemik ve kıkırdakla
desteklenen bir organımızdır. Burun boşluğunun duvarı, mukus salgısı üreten
hücrelerle kaplıdır. Mukus salgısı üreten bu tabaka
mukoza olarak adlandırılır. Mukoza burnun içinin
nemli kalmasını sağlar. Burun boşluğunun üst tarafında koku almaçları bulunur.
Koku almaçlarının yoğunlaştığı bölgeye sarı bölge
denir.

Kokuyu Nasıl Algılarız?

1. Kokulu cisimlerden buharlaşarak ayrılan ve havaya karışan tanecikler, sarı
bölgedeki mukus sıvısında çözünerek koku almaçlarını uyarır.

2. Uyartılar beynin koklama merkezine iletilir. Böylece koku algılanmış olur.

Bazı Burun Hastalıkları

Sinüzit: Sinüslerin iltihaplanmasına sinüzit denir.
Doktorun tavsiye edeceği ilaçlarla tedavi edilebilir.

Saman nezlesi: Saman nezlesi bir alerjidir.
ilkbahar ve yaz aylarında polenler rüzgârlara kapılarak geniş alanlara yayılır.
Aldığımız nefesle burnumuza yerleşen polenler şiddetli hapşırıklar eşliğinde
burnun suya benzer bir akıntı salgılamasına neden olur. ilaçlarla ya da aşı
yapılarak tedavi edilebilir.

Burun akıntısı: Burun akıntısı; nezle, saman
nezlesi, sinüzit, alerjik burun iltihabı veya burna herhangi bir şey kaçmış
olması nedeniyle oluşabilir. Ayrıca kızamık başlangıcında da burun akıntısı
görülür.

Burun kanaması: Büyümeye bağlı olarak ergenlik
döneminde burun kanamaları görülebilir. Orta yaşlarda ise tansiyon
yüksekliğinden kaynaklanan burun kanamaları görülebilir. Burun kanamalarını
durdurmak için yapılacak ilk yardım hastayı hemen oturtmak, başını öne doğru
hafifçe eğip, burnunun kanayan deliğini on dakika kadar bastırmak, bu sırada
ağızdan nefes almasını ve yutkunmasını söylemektir.



Önemli NOT:

Koku alma ve solunum organı olan
burnumuz alınan havanın temizlenmesinde, ısıtılmasında, nemlendirilmesinde ve
kokusunun algılanmasında rol oynar.



Tatma
Organımız Dil


Yiyeceklerin bazılarının tadını
severken, bazılarını ise sevmeyiz. Biberin acı, limonun ekşi, çikolatanın ise
tatlı olduğunu nasıl ayırt ettiğimizi biliyor musunuz? Bu farklı tatları
almamızda görevli olan dilimizin acaba başka görevleri de olabilir mi?
Dilimizin tat alma, çiğneme, yutma ve konuşmaya
yardımcı olma gibi görevleri vardır. Maddelerin tadının alınabilmesi için bu
maddelerin tükürükte çözünmesi gerekir. Dilin yapısını ve tat alma bölgelerini
aşağıdaki şekil üzerinde inceleyelim.












Dilin ucunda, yanlarında ve arkasında
tat alma tomurcukları yer alır. Tat alma tomurcuklarında tatları algılamaya
yarayan almaçlar bulunmaktadır. Dilimizin her bölgesi her tadı alabilir. Ama
bazı tatları alan tat tomurcukları dilimizin bazı bölgelerinde daha fazladır.
Dilimizin ucu tatlı, arkası acı, ön yanları tuzlu ve arka yanları da ekşi
tatları daha fazla alır.

Nasıl Tat Alırız?

1. Tükürükte çözünen maddeler, tat tomurcuklarındaki almaçları uyarır.

2. Almaçlar, aldıkları uyarıları tat alma sinirlerine iletir.

3. Tat alma sinirleri beyindeki tat alma merkezini uyarır ve tat duyusu
algılanır.

Bazı Dil Hastalıkları

Tat Körlüğü: insanların bir kısmı bazı maddelerin
tatlarını alamazlar. Kalıtsal olan bu duruma tat körlüğü denir.

Dil iltihabı: Çürük dişler, diş eti iltihabı,
sigara, çok sıcak veya çok soğuk şeyler yemeyi alışkanlık hâline getirmiş
kimselerde görülebilen bir tür hastalıktır.

Dil Yaraları: Dilin etrafında görülen kızarıklık ve
içi su dolu küçük kabarcıklar dil yaralarının belirtileridir. Bu hastalık
hazımsızlık veya gripten kaynaklanabilir.



işitme engelliler çevreleriyle
iletişim kurmak için işaret dilini kullanırlar.

Bu işaret dili harfleri veya kelimeleri anlatmak için sadece ellerin
kullanıldığı sembolik işaretlere dayanmaktadır. Bu dil, işitme ve konuşmanın
yerini tam olarak almasa da işitme engellilerin iletişim sorununu büyük oranda
çözmektedir.

Görme engelliler için kullanılan Braille (Breyıl)
Alfabesi’nde
, kabartma noktalardan oluşan karakterler kullanılmaktadır.
Görme engelliler parmaklarının uçlarını kullanarak bu alfabeyle yazılmış
yazıları okuyabilmektedir.



Önemli NOT:

Dil tat alma, yutma ve konuşmaya
yardımcı olur.

Maddelerin tadının alınabilmesi için
bu maddelerin tükürükte çözünmesi gerekir.

Dilin ucunda, yanlarında ve arkasında
tatları algılamaya yarayan tat alma tomurcuklarının bulunur.

Tat alma tomurcuklarında tatları
algılamaya yarayan almaçların yer alır.

Metabolizma:
Canlılarda gerçekleşen yapım ve yıkım olaylarının tamamıdır.



Duyu
Organlarımızın Sağlığı




Duyu organlarımızın sağlıklı
kalabilmeleri için onları düzenli olarak kontrol ettirmeliyiz.



Göz sağlığımız için;

• Gözlerimizi temiz tutmalıyız. Başkalarına ait havlu ve gözlükleri
kullanmamalıyız.

• Televizyonu uzun süre ve yakından izlememeliyiz.

• Okuma sırasında gözlerimiz ile
kitap arasındaki uzaklığın

20–35 cm olmasına dikkat etmeliyiz.

• Gözlerimizi aşırı ışıktan korumalıyız.

• Gözlerimizin görme yeteneğini artırmak için A vitamini içeren besinler
yemeliyiz.



Kulak sağlığımız için;

• Kulaklarımızı temiz tutmalıyız.

• Kulaklarımızı soğuktan korumalıyız.

• Kulaklarımızı sert cisimlerle karıştırmamalıyız.

• Kulaklarımızı dış darbelerden korumalıyız.

• Yüksek sesli ortamlarda bulunmamalıyız.

• Patlama sesi gibi şiddetli seslerin olduğu ortamlarda, oluşan basıncın kulak
zarımıza zarar vermesini engellemek için ağzımızı açmalıyız.



Burun sağlığımız için;

• Burun kıllarını koparmamalıyız.

• Burnumuzu karıştırmamalıyız.

• Sigara içmemeliyiz.

• Ne olduğunu bilmediğimiz ya da kokusu keskin olan maddeleri koklamamalıyız.



Deri sağlığımız
için;


• Derimizi ezilme, kesilme ve yanmalardan korumalıyız.

• Vücudumuzu temiz tutarak deri üzerinde mikropların üremesine engel olmalıyız.
Bunun için derimizin üstündeki kirleri ve ölü hücreleri, sık sık yıkanarak
vücudumuzdan uzaklaştırmalıyız.



Dil sağlığımız için;

• Ağız temizliğine önem vermeliyiz.

• Çok sıcak ya da çok soğuk yiyecek ve içeceklerden kaçınmalıyız.

• Alkol ve sigara kullanmamalı ve dilimize zarar verebilecek bazı kimyasal
maddelerden uzak durmalıyız.

_________________
LuCY KouTa

imza için chibi_chibi_tr ye çooook teşekkürler.

elfen lied fanlarını beklerim
http://elfenlied.worldgoo.com/index.htm
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://sailormoonworld.nice-forum.com/index.htm
Rei~Mars
sailor mod
sailor mod


Kadın Mesaj Sayısı: 662
Yaş: 19
nerden?: mars krallığı
puan: 762
favori animeleri: sailor moon,naruto,kkj
Kayıt tarihi: 28/10/07

Character sheet
animanga world:
usagitusikino: 0

MesajKonu: Geri: 7. sınıflara FEN VE TEKNOLOJİ KONULARI   Cuma Kas. 09, 2007 8:07 pm

Yayları
Tanıyalım




Kuvvet uygulandığında bazı cisimlerin şekillerinde değişiklikler olduğunu,
uygulanan kuvvet ortadan kalktığında ise bu cisimlerin ilk şekillerine
döndüklerini fark ettiniz mi? Bu tür cisimlere, esnek
cisimler
dendiğini biliyor musunuz?

Örneğin, giydiğimiz bazı tişört ve çoraplar esnektir. Onları, giyebilmek için
gereriz. Çıkardığımızda ise bu giysiler, ilk şekillerine döner. Oyun hamuru ve
cam macunu gibi maddeler esnek değildir. Onlara kuvvet uyguladığımızda
şekillerini değiştirebiliriz. Fakat uyguladığımız kuvvet ortadan kalktığında bu
maddeler eski hâllerine dönmezler.

Yay gibi cisimler esnektir. Gererek ya da
sıkıştırarak onların şekillerini değiştirebiliriz. Uyguladığımız kuvveti
ortadan kaldırdığımızda ise yay eski hâline döner.







Yayın Oluşturduğu Kuvvet






Bir yaya uygulanan kuvvetin büyüklüğü, yayın gerilmesini veya sıkışmasını nasıl
etkiler? Yandaki şekle baktığınızda iki kat büyük kuvvetin yayın iki kat, üç kat

büyük kuvvetin de yayın üç kat uzamasını sağladığını fark ettiniz mi?

Bir cismi, yayın ucuna astığımızda cismin ağırlığından dolayı yay uzar. Fakat
yay da asılı olduğu cisme yukarı doğru bir kuvvet uygular. Bu yüzden cisim
asıldıktan sonra, yayın ucu bir müddet aşağı ve yukarı hareket eder ve bir süre
sonra durur. Bu durumda cismin ağırlığı ile yayda oluşan kuvvet dengede olur.
Yandaki şekilde görüldüğü gibi, cismi yaydan ayırdığımızda yayın ucu yukarı
doğru hareket eder. Eğer yayın ucundan ayırdığımız cisim daha ağır olursa yay
yukarı doğru daha hızlı hareket eder. Bu durum yayın,
kendisini geren cisme, eşit büyüklükte ve zıt yönde bir kuvvet uyguladığını
gösterir
. Acaba, bir yaya çok büyük bir kuvvet uygularsak

ne olur? Yaya gereğinden fazla kuvvet uygulandığında
yay, esneklik özelliğini kaybeder ve eski hâline dönemez.
Yapımında yay
kullanılan aletler tasarlanırken yay ile

bu yaya uygulanacak kuvvetin uygun özellikte olmasına dikkat edilir.
Bir cismin ağırlığını ölçmek için dinamometre (yaylı el
kantarı) kullanıldığını öğrenmiştik.
Yandaki fotoğrafta görüldüğü gibi
bir elmayı dinamometreye astığımızda elmanın ağırlığı dinamometrenin içindeki
yayı uzatır. Eğer aynı dinamometreye bir paket elma asarsak yay bu kez daha
fazla uzar. Çünkü bir paket elmanın ağırlığı daha fazladır.
Kuvvet biriminin Newton (Nivton) olduğunu ve “N” ile
gösterildiğini biliyoruz.
Newton biriminin kullanılışını şu şekilde
örneklendirebiliriz:










Söz gelişi 100 g’lık bir çikolatanın
ağırlığı yaklaşık 1N iken 1 kg’lık şeker paketinin ağırlığı yaklaşık 10N’dur.
Aşağıdaki resimde de görüldüğü gibi ağırlık ölçmek için kullanılan
dinamometreler farklı şekillerde tasarlanır. Yaylarının inceliğinden ya
da kalınlığından bu dinamometrelerin farklı ağırlıktaki cisimleri ölçmek için
yapıldıklarını anlayabiliriz. Örneğin, ince yaydan yapılan bir dinamometre 0 – 1
N arasında ölçüm yaparken kalın yaydan yapılanı 0 – 10 N arasında ölçüm
yapabilir. Aşağıdaki resimlerden de anlaşılacağı gibi, yaylar birçok alette
kullanılır. Yayların bu aletlerde hangi amaçlarla kullanılmış olduklarını
açıklayalım.
Yapımında yay kullanılan aletlere çevremizden başka örnekler verelim.



Fen bilimleriyle uğraşan bilim insanları için ölçme çok önemlidir. Bilim
insanları yaptıkları gözlem ve araştırmalarını, uygun ölçme araçlarını
kullanarak anlamlı hâle

getirirler. Örneğin, bir mühendis metre ve gönye gibi araçları kullanırken bir
doktor da hastasının ateşini ölçmek için termometreden yararlanır. Gözlem ve
ölçümlerin sonucunda elde edilen veriler, yorumlanarak değişkenler arasındaki
muhtemel ilişkiler belirlenir. Elde edilen veriler tablo, grafik, resim, çizim
ve yazılı metin gibi çeşitli yöntemlerle kaydedilir. fiimdi bir lastiğe ya da
yaya farklı büyüklükteki ağırlıkları asarak bir dinamometre yapmaya ne dersiniz?





Lastikteki uzama miktarı uygulanan kuvvet ile doğru orantılıdır.
Yani bir lastik ya da yaya uygulanan kuvvet ne kadar
artırılırsa uzama miktarı da aynı oranda artar.
Günlük hayatta
kullandığımız el kantarı, baskül gibi tartı araçları yayların bu özelliğine göre
ölçüm yapar. Ancak uygulanan kuvvetin artırılması sonucunda lastiğin
kopabileceğini veya yayın esnekliğini yitirebileceğini ve uzamanın kalıcı hâle
gelebileceğini dikkate almak gerekir.



Önemli Not:



*Esneklik
potansiyel enerjisi
sıkıştırma veya gerilme miktarına ve maddenin
esneklik özelliğine bağlıdır.

*Her yayın esneklik potansiyel
enerjisi farklıdır. Bu enerji yayın esnekliği , sertliği , yapıldığı maddenin
cinsine ve yayın helozon sayısına bağlıdır.

*Esnekliğini kaybeden bir yay eski
haline dönemez.


DİNAMOMETRE YAPALIM





Malzemeler:
Yay , üçayak , 1 kg lık bir ağırlık , karton şerit , ip
Deneyin Yapılışı

















Kuvveti ölçen araçlara dinamometre denir.
Sarma yayın bir ucuna kancalı bağlama parçasını geçirin. Yayın alt
ucuna ise hidrostatik terazinin özel kefesini asınız. Karton şeridi,
sarma yaya paralel olacak şekilde yerleştirin. Kefe boşken gösterge
olarak kullandığımız telin hizasını karton şerit üzerinde işaretleyip
sıfır yazınız. Kefeye 1 kg'lık kütleyi koyunuz. Sarma yay dengeye
geldiğinde göstergenin karton şerit üzerinde gösterdiği hizayı
işaretleyip 10 yazınız. Cetvel yardımıyla O ile 10 arasını 10 eşit
parçaya bölünüz. Yaptığınız basit bir dinamometredir.
Bununla ağırlığı 10 N'u geçmeyen cisimlerin ağırlıklarını ölçebilirsiniz.

_________________
LuCY KouTa

imza için chibi_chibi_tr ye çooook teşekkürler.

elfen lied fanlarını beklerim
http://elfenlied.worldgoo.com/index.htm
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://sailormoonworld.nice-forum.com/index.htm
Rei~Mars
sailor mod
sailor mod


Kadın Mesaj Sayısı: 662
Yaş: 19
nerden?: mars krallığı
puan: 762
favori animeleri: sailor moon,naruto,kkj
Kayıt tarihi: 28/10/07

Character sheet
animanga world:
usagitusikino: 0

MesajKonu: Geri: 7. sınıflara FEN VE TEKNOLOJİ KONULARI   Cuma Kas. 09, 2007 8:08 pm

arkadaşlar şimdilik bu kadar biz her yeni konuya geçtiğimizde bn size böle konuları atarım lol!

_________________
LuCY KouTa

imza için chibi_chibi_tr ye çooook teşekkürler.

elfen lied fanlarını beklerim
http://elfenlied.worldgoo.com/index.htm
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://sailormoonworld.nice-forum.com/index.htm
**PrensesSerenity**
Beni Görmeye Alışın
Beni Görmeye Alışın


Kadın Mesaj Sayısı: 144
Yaş: 20
nerden?: ay kralığından
puan: 620
favori animeleri: sailor moon
Kayıt tarihi: 28/10/07

MesajKonu: Geri: 7. sınıflara FEN VE TEKNOLOJİ KONULARI   Cuma Kas. 09, 2007 8:41 pm

çok teşekürler paylaşım için cnm Very Happy flower
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://animemanga.turkforumpro.com/
Rei~Mars
sailor mod
sailor mod


Kadın Mesaj Sayısı: 662
Yaş: 19
nerden?: mars krallığı
puan: 762
favori animeleri: sailor moon,naruto,kkj
Kayıt tarihi: 28/10/07

Character sheet
animanga world:
usagitusikino: 0

MesajKonu: Geri: 7. sınıflara FEN VE TEKNOLOJİ KONULARI   Cuma Kas. 09, 2007 8:44 pm

bişey diil

_________________
LuCY KouTa

imza için chibi_chibi_tr ye çooook teşekkürler.

elfen lied fanlarını beklerim
http://elfenlied.worldgoo.com/index.htm
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://sailormoonworld.nice-forum.com/index.htm
chibi_moon
üye
üye


Kadın Mesaj Sayısı: 27
Yaş: 20
puan: 71
Kayıt tarihi: 11/11/07

Character sheet
animanga world:
usagitusikino:

MesajKonu: Geri: 7. sınıflara FEN VE TEKNOLOJİ KONULARI   Salı Kas. 13, 2007 9:22 pm

süüüpeer ellerine emeğine sağlık
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Rei~Mars
sailor mod
sailor mod


Kadın Mesaj Sayısı: 662
Yaş: 19
nerden?: mars krallığı
puan: 762
favori animeleri: sailor moon,naruto,kkj
Kayıt tarihi: 28/10/07

Character sheet
animanga world:
usagitusikino: 0

MesajKonu: Geri: 7. sınıflara FEN VE TEKNOLOJİ KONULARI   Çarş. Kas. 14, 2007 5:56 pm

bişiy diil siz yeterki faydalanın

_________________
LuCY KouTa

imza için chibi_chibi_tr ye çooook teşekkürler.

elfen lied fanlarını beklerim
http://elfenlied.worldgoo.com/index.htm
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://sailormoonworld.nice-forum.com/index.htm
Rei~Mars
sailor mod
sailor mod


Kadın Mesaj Sayısı: 662
Yaş: 19
nerden?: mars krallığı
puan: 762
favori animeleri: sailor moon,naruto,kkj
Kayıt tarihi: 28/10/07

Character sheet
animanga world:
usagitusikino: 0

MesajKonu: Geri: 7. sınıflara FEN VE TEKNOLOJİ KONULARI   Çarş. Kas. 14, 2007 6:09 pm

yeni konu geliyorrr

_________________
LuCY KouTa

imza için chibi_chibi_tr ye çooook teşekkürler.

elfen lied fanlarını beklerim
http://elfenlied.worldgoo.com/index.htm
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://sailormoonworld.nice-forum.com/index.htm
Rei~Mars
sailor mod
sailor mod


Kadın Mesaj Sayısı: 662
Yaş: 19
nerden?: mars krallığı
puan: 762
favori animeleri: sailor moon,naruto,kkj
Kayıt tarihi: 28/10/07

Character sheet
animanga world:
usagitusikino: 0

MesajKonu: Geri: 7. sınıflara FEN VE TEKNOLOJİ KONULARI   Çarş. Kas. 14, 2007 6:09 pm

İş ve Enerji
iş kelimesi hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Hangi durumlarda iş yapılmış olur?
Buzdolabına kuvvet uygulayarak onun yerini değiştirdiğimizde bir iş yapmış oluruz. Ancak aynı dolaba kuvvet uyguladığımız hâlde onun yerini değiştiremiyorsak yorulduğumuz hâlde bir iş yapmış sayılmayız.

Buna göre yandaki resimlerden hangisinde bir iş yapıldığını söyleyebiliriz?

İş yapmış olabilmemiz için uyguladığımız kuvvetin yönü ile cismin aynı yönde yer değiştirmiş olması lazımdır. Buna göre kapı hareket ederken iş yapmış oluruz. 2. durumda kapı kuvvet sonucu yer değiştirme olmayınca iş yapmış olmayız.





Yapılan işin büyüklüğü, cisme uygulanan kuvvetin büyüklüğüne ve cismin yer değiştirme mesafesine bağlıdır.
inşaat ustası, aşağıda görülen birinci resimde yerden aldığı bir tuğlayı; ikinci resimde ise iki tuğlayı duvarın üstüne koymaktadır. Tuğlalar her iki resimde de aynı yüksekliğe konulmaktadır. iki tuğla, bir tuğladan iki kat daha ağırdır. Dolayısıyla iki tuğlayı kaldırmak için uygulanan kuvvet, bir tuğlaya kaldırmak için uygulanan kuvvetin iki katıdır. Bu sebeple yapılan iş de iki kat fazladır. Kuvvet biriminin Newton (Nivton), yol biriminin de metre olduğunu ve Newton’un kısaca “N” ile metrenin de “m “ ile gösterildiğini biliyoruz. işin birimi ise N.m dir. N.m ye özel olarak joule (jul) denir. Bir N’luk bir kuvvet, bir cismi, 1 m’lik bir yolda ve kuvvet
yönünde hareket ettirirse 1 J’lük iş yapmış olur. 2 N’luk bir kuvvet, bir cismi, 3 metre hareket ettirirse 6 J iş yapmış olur.




Kuvvet, yer değiştirme ve iş arasındaki ilişkiyi anlayabildik mi?
Kitapları alıp rafa yerleştiren erkek öğrencinin fen anlamında bir iş yapmış olduğunu söyleyebiliriz. Oysaki kız öğrenci kitapları omzuna koyarak başka bir noktaya taşıdığında yer çekimi kuvvetine karşı bir iş yapmış olmaz. Çünkü taşıma sırasında kitaplara uygulanan kuvvetin yönü düşey, gerçekleşen hareketin yönü ise
yataydır.



Demek ki iş yapılabilmesi için cisme uygulanan kuvvetin hareketle aynı doğrultuda olması gerekir.
Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki cisme, hareket doğrultusuna, dik olarak etki eden kuvvet, bilimsel anlamda bir iş yapmış olmaz. Buna göre yüksekten bırakılan bir cismin yere düşmesiyle iş yapılmış olur mu? Cevabımız “Evet” ise bu işin hangi kuvvet tarafından yapıldığını söyleyelim? Yandaki fotoğraşarda da görüldüğü gibi
yerden aldığımız bir kitabı, kitaplığımızın ikinci rafına mı yoksa daha yüksekteki dördüncü rafına mı yerleştirdiğimizde daha çok iş yapmış oluruz?



Önemli Not:



*İş kuvvet ile cismin yer değiştirme doğrultusunun aynı olması durumunda kuvvet ile cismin yer değiştirme mesafesi çarpımına eşittir.

*Cisim Uygulanan kuvvet ile aynı yönde yer değiştirmiyorsa yer değiştirme 0 alınır dolayısı ile iş yapılmamış olup iş 0 dır.

* işin birimi ise N.m dir. N.m ye özel olarak joule (jul) denir.

*Enerji iş yapabilme yeteneğidir. E ile gösterilir. Enerji birimi işin birimi ile aynıdır , yani joule dir.

*İş net kuvvet ve alınan yol ile doğru orantılıdır.

*Bir kitap raftan aşağı doğru düşerken iş yapmış olur. Kitabı hareket ettiren kuvvet olan yerçekimi ile aynı yönlü hareket eder.

*Yağmur damlalarına etki eden yerçekimi de ş yapmış olur.

*Halterini kaldıran haltercide iş yapış olur.


Enerji Nedir?


Günlük konuşmalarımızda “enerji” kavramını sıkça kullanırız. “Enerjimiz yetersiz.” “Enerji fiyatları gittikçe artıyor.” “Enerji tasarrufu yapmalıyız.” vb. sözlerin hiç de yabancısı değiliz. Enerji denilince aklımıza ilk gelen “elektrik, ışık, benzin, doğal gaz, kömür, ateş, Güneş, pil belki de baraj ve rüzgâr”dır. Enerji, evrenin sahip olduğu en büyük zenginliktir. Bir iş yapabilmek için enerjiye ihtiyaç duyarız. Şehirlerimiz enerji sayesinde aydınlanır, trenler, arabalar, uçaklar ve roketler enerji sayesinde hareket eder. Evlerimizi ısıtmak, yemek pişirmek, radyoda müzik dinlemek, televizyonda görüntü oluşturmak için de enerji gereklidir. Bunların yanı sıra tarlaları süren traktörler ve fabrikalardaki makineler de enerji sayesinde iş görür

Güneş’ten gelen enerji gün boyunca etrafımızı aydınlatır ve ısıtırken bitkilerin büyümesini sağlar. Hayvanlar, ihtiyaç duydukları enerjiyi yedikleri besinlerde depolanmış olan enerjiden sağlar. Kısacası enerji olmadan hayat da olmaz. Bütün bu açıklamalardan sonra “enerji” deyince ne anlıyorsunuz? Bilim insanları enerjiyi “iş yapabilme yeteneği” olarak tanımlarlar. Enerji bir madde değil, bir cisme ait özelliktir. Örneğin, benzinin sahip olduğu enerji doğrudan kullanılmaz. Ancak motorda yandığında
enerjiye dönüşür. Peki, hangi enerji türlerini biliyoruz?


Kinetik Enerji

Bir varlığın kinetik enerjiye sahip olduğunu anlamak çok kolaydır. Eğer bir varlık, hareket ediyorsa kinetik enerjiye sahip demektir. Örneğin, hareket hâlinde olan bir kamyon, koşan bir köpek, hareketli dönme dolap, akan bir nehir ve rüzgâr kinetik enerjiye sahiptir.
Peki, “Bir varlığın süratinin artması, o varlığın kinetik enerjisini de artırır.” diyebilir miyiz? Bir varlığın sürati artıkça kinetik enerjisinin de arttığını biliyoruz. Peki, yandaki fotoğrafta görülen kamyon ve otomobil aynı süratle hareket ettiklerine göre kinetik enerjileri aynı mıdır?



Önemli Not:

*Bir cismin sürati arttıkça kinetik enerjisi de artar.

*Kinetik enerji cismin kütlesine ve süratine bağlıdır.




Aynı süratle hareket eden varlıklardan kütlesi büyük olanın kinetik enerjisi, kütlesi küçük olandan fazladır. Yandaki resimde görülen ve aynı süratle hareket eden kamyonun kütlesi otomobilden daha büyüktür. Öyleyse bu kamyonun kinetik enerjisi de aynı süratle hareket eden otomobile göre daha fazladır diyebilir miyiz?


Enerji, sadece hareketli varlıklarda mı söz konusudur? Bazı maddeler hareketli olmadıkları hâlde iş yapabilme yeteneğine sahiptir. Acaba bu maddeler iş yaparken hangi tür enerjiyi kullanır? Cisimlerin, konumlarından dolayı sahip oldukları bir çeşit enerji vardır. Bu enerjiye potansiyel enerji adı verilir.
Aşağıdaki resmi dikkatle inceleyelim. iki işçi, bir piyanoyu makara yardımıyla üçüncü kata çıkarıyorlar. işçiler, yedikleri gıdalardan sağladıkları enerji sayesinde bu piyanoyu kaldırabilirler. Yukarı kaldırıldığında piyanoda bir çeşit enerji depolanmış olur. Depolanan bu enerji çekim potansiyel enerjisi olarak adlandırılır. işçilerden biri makaranın ipini elinden bırakırsa diğer işçinin uyguladığı çekme kuvveti piyanoyu yukarıda tutmak için yeterli olmayabilir. Bu durumda piyano düşerek çekim potansiyel enerjisini kaybeder. Düşen piyano işçiyi yukarı çekerek bir iş yapmış olur. Acaba, çekim potansiyel enerjisini etkileyen değişkenler nelerdir?



Cisimlerin potansiyel enerjileri sadece onları yükseğe çıkardığımızda mı artar? Kurmalı bir oyuncağın da potansiyel enerjiye sahip olabileceğini biliyor muydunuz?


Bir cismi yukarı kaldırdığımızda cisme etkiyen yer çekimi kuvvetini (ağırlığı) yenmek için cisme kuvvet uygulamış ve bir iş yapmış oluruz. Yaptığımız bu iş kaldırdığımız cisimde çekim potansiyel enerjisi olarak depolanır. Bir cismin ağırlığı ve yerden yüksekliği arttıkça çekim potansiyel enerjisi de artar. Bu yüzden basketbol topunu daha yüksekten bıraktığımızda kum üzerinde daha derin bir iz bırakır. Kinetik ve potansiyel enerjinin birbirine dönüşebildiğini biliyor musunuz? Bir ipin ucuna cisim bağlayarak oluşturduğumuz basit bir sarkaçta bu durumu rahatlıkla gözlemleyebiliriz.



Önemli Not:



*Potansiyel enerji hem ağırlık hem de yükseklikle doğru orantılıdır. Potansiyel enerji=ağırlık X yüksekliktir.




Yukarıdaki fotoğrafta da görüldüğü gibi bazı kurmalı oyuncakların içinde bir yay bulunur. Bu yay kurularak oyuncağın hareket etme yeteneği kazanması sağlanır.
Yani yayda potansiyel enerji depolanır. Yay boşalırken oyuncak hareket eder. Böylece yaydaki potansiyel enerji kinetik enerjiye dönüşmüş olur. Yayların (ya da
daha genel olarak esnek cisimlerin) enerji depolama özelliğinden birçok alanda yararlanıldığını fark ettiniz mi?



Esneklik potansiyel enerjisi, lastiğin cinsine ve gerilme miktarına göre değişmektedir. Bu durum sadece lastik için değil bütün esnek maddeler için de geçerlidir.


Önemli Not:



*Esneklik potansiyel enerjisi sıkıştırma veya gerilme miktarına ve maddenin esneklik özelliğine bağlıdır.

*Her yayın esneklik potansiyel enerjisi farklıdır. Bu enerji yayın esnekliği , sertliği , yapıldığı maddenin cinsine ve yayın helozon sayısına bağlıdır.

*Esnekliğini kaybeden bir yay eski haline dönemez.


Yüksek atlama yapan bir sporcuyu düşünelim. Bu sporcu sırık ile koşarken kinetik enerji söz konusudur. Yüksek atlama sırasında sırık esner ve sporcunun kinetik enerjisi sırıkta, esneklik potansiyel enerjisine dönüşür. Sırık ile yükselen sporcu potansiyel enerji kazanır. Mindere düşerken ise bu sporcunun potansiyel enerjisi azalırken kinetik enerjisi artar. Kinetik enerji ile mindere çarpan sporcu minderin şeklini değiştirir hatta minderin bir miktar ısınmasını da sağlar. ilk aşamadan son aşamaya varıncaya kadar sporcunun sahip olduğu enerji türü değişmiş fakat toplam enerji miktarı aynı kalmıştır. Buna enerjinin korunumu denir. Enerjinin korunumuna göre enerji bir türden başka bir türe dönüşebilir ancak hiçbir zaman artmaz veya azalmaz.





Enerji Dönüşümleri


işlerimizi yaparken kullandığımız birçok enerji türü vardır. Bunlar kimyasal enerji, kinetik enerji, potansiyel enerji, ısı enerjisi ve elektrik enerjisi şeklinde sıralanabilir. Kinetik ve potansiyel enerji, mekanik enerji olarak da adlandırılır. Yukarıda sıralanan enerji türleri çeşitli araçlar yardımıyla birbirine dönüştürülebilir. Enerjinin yok olmadan başka enerjilere dönüşmesi insan hayatında çok farklı amaçlara hizmet eder. Bu dönüşümler olmasaydı insanoğlu şu anda yapabildiği birçok şeyi yapamazdı. Örneğin, aydınlatma amacıyla kullandığımız ampul, aslında elektrik enerjisini ışık enerjisine dönüştürmektedir. Peki, ışık elde etmek için anahtarın düğmesine bastığımızda ampul sadece ışık mı üretmektedir? Elektrik enerjisi, farklı araç-gereçlerin yardımıyla diğer enerji türlerine dönüştürülebilir. Örneğin, serinlemek amacıyla kullandığımız vantilatörde hareket, radyoda ise ses enerjisine dönüştürülmektedir. Akü ve pillerde depolanan kimyasal enerji, kullanım aşamasında elektrik enerjisine dönüşür. Kömürde depolanan kimyasal enerji de yanma sırasında ısı enerjisine dönüşmektedir.

Önemli Not:



*Enerji vardan yok , yoktan var edilemez. Ancak farklı enerjilere dönüşerek korunur.

_________________
LuCY KouTa

imza için chibi_chibi_tr ye çooook teşekkürler.

elfen lied fanlarını beklerim
http://elfenlied.worldgoo.com/index.htm
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://sailormoonworld.nice-forum.com/index.htm
periler-ülkesi
geçiyordum uğradım
geçiyordum uğradım


Mesaj Sayısı: 20
puan: 275
Kayıt tarihi: 29/10/07

MesajKonu: Geri: 7. sınıflara FEN VE TEKNOLOJİ KONULARI   Cuma Ocak 11, 2008 8:53 pm

çok tşkürler sen bunları nerden yazıyosun bende 7. sınıfa gidiyorum da ödevim olunca ordan yaparım diye
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 

7. sınıflara FEN VE TEKNOLOJİ KONULARI

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

 Similar topics

-
» Sabit Konuları Ayrı Kategoriye Koymak ACİL YARDIM LÜTFEN ...
» Portal'da Tum Forum'daki Konuları Gösterme?
» Sabit Konularla Konular
» arkadaşlar konuları birleştirme

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
animanga world ::  :: -